Vesayet davası, kısıtlanması talep edilen kişinin kişisel ve malvarlığı haklarının korunması amacıyla açılan önemli bir hukuk davasıdır. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca açılan bu davalarda, mahkemenin sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için tarafların iddia ve savunmalarını açık ve hukuki gerekçelere dayalı şekilde sunması gerekmektedir. Bu kapsamda vesayet davası cevap dilekçesi, davaya konu iddialara karşı savunmanın ortaya konulduğu temel belgedir.
Vesayet davasında cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle kısıtlama talebinin dayandığı gerekçeler ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi sebeplerle açılan vesayet davalarında, iddiaların somut delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir. Kısıtlanması istenen kişinin günlük yaşamını sürdürebilme yeteneği, irade gücü ve sosyal ilişkileri savunmada önem arz eden hususlar arasında yer almaktadır.
Cevap dilekçesinde, vesayet şartlarının oluşmadığı veya talebin ölçüsüz olduğu açıkça belirtilmelidir. Kişinin kendi işlerini görebilecek durumda olduğu, malvarlığını yönetebildiği ve hukuki işlem yapma ehliyetini ortadan kaldıracak bir durumun bulunmadığı somut olgularla ortaya konulmalıdır. Sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal çevreye ilişkin bilgiler dilekçede delil olarak sunulabilir.
Vesayet davaları, kişilik haklarını ve temel özgürlükleri doğrudan etkileyen davalar olduğundan, mahkemenin vereceği karar büyük önem taşır. Bu nedenle cevap dilekçesinin açık, tutarlı ve hukuki dayanaklara uygun şekilde hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca, kısıtlamaya alternatif olarak daha hafif tedbirlerin uygulanabileceği hususu da savunmada ileri sürülebilir.
Sonuç olarak, vesayet davası cevap dilekçesi, kişinin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Sürecin doğru ve etkili şekilde yürütülmesi adına, aile ve medeni hukuk alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.
Vesayet Davası Cevap Dilekçesi Örneği
… SULH HUKUK MAHKEMESİNE
DOSYA NO : E.
KISITLI ADAYI :
VEKİLİ :
DAVACI :
VEKİLİ :
KONU : Davaya cevap ve delillerimizin sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR :
Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında davacı, müvekkilin yaşı ve yaşadıkları gereği akıl sağlığının yerinde olmadığını, şahsi işlerini dahi yerine getiremediğini, kandırılmaya oldukça elverişli olduğunu, bu sebeplerle mal varlığını erittiğini öne sürerek davacı olarak kendisinin, müvekkile vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Davacı tarafın müvekkile vasi olma isteği haksız, maddi çıkar sağlamaya yönelik olup, kötü niyetlidir kabul etmiyoruz. Şöyle ki;
Davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil, kendi hayatını tek başına devam ettirecek akıl sağlığına sahip olup, herhangi bir fiziki engeli bulunmayan, dolayısıyla korunmaya ve bakıma muhtaç olmayan birisidir. Davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve tamamen soyut iddialardan ibarettir. Zira,
Mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan ../../2022 tarihli müzekkere ile “..kısıtlı adayı ile vasi adayı arasında menfaat çatışması olup olmadığı ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasında sakınca olup olmadığı hususlarının araştırılmasının” istenilmesi üzerine, … İlçe Jandarma Komutanlığınca araştırma yapılmış ve ../../2022 tarihli tutanak ile “.. kısıtlı adayı ve vasi adayı arasında menfaat çatışmasının olduğu ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasının sakıncalı olduğu, uygun olmadığı ..” tespit edilmiştir.
Yine mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan../../2022 tarihli müzekkere ile “..davacı ile kısıtlı adayı olan babası arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vasi olarak atanmasının sakıncalı olacağının tespit edilmesinin gerekçesinin bildirilmesi, kimlerden bilgi alındığının belirtilmesi, menfaat çatışmasının ne olduğu, hangi olaydaki menfaatlerinin çatıştığının tespit edilmesi..” istenilmiş olup, … İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan araştırma neticesinde düzenlenen ../../.2022 tarihli tutanak ile “……. Ve … isimli şahıslardan alınan bilgilere göre, şahıslar arasında çatışmanın baba ve oğul arasında meydana gelen miras paylaşımındaki anlaşmazlık sebebinden kaynaklandığı, kısıtlı adayı davalının şahsına ait bir araziyi bir derneğe bağışlaması sebebi ile davacının iş bu davayı açmış olabileceği, davalının akıl sağlığının yerinde olduğu, fiziki olarak bir engelinin olmadığı …” tespit edilmiştir.
Mahkemenizce yaptırılan bu araştırmalardan açıkça anlaşılacağı üzere, davacı ile vekil eden davalı arasında miras paylaşımındaki anlaşmazlık nedeni ile menfaat çatışması bulunmakta olup, davacı, vekil edenin yurt dışında bulunmasını fırsat bilerek, vekil edeni fiili ve hukuki olarak etkisiz hale getirip, vekil edene ait menkul ve gayrimenkuller üzerinde serbestçe tasarruf etme amacıyla eldeki davayı ikame etmiştir. Üstelik davacının müvekkili sadece maddiyat olarak gördüğü, müvekkilden sürekli para koparmaya çalıştığı tüm çevrelerince bilinmektedir.Davacı yanın amacı vasi olmaktan çok uzaktır.
Sayın mahkemenizce Sıhhi Kurul Raporu aldırılması için her ne kadar Elmalı Devlet Hastanesine yazı yazılmış ise de, müvekkil için tanzim edilecek olan Sıhhi Kurul Raporunun, Antalya’da konu ile ilgili uzmanlık alanı olan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınmasını talep ediyoruz. Vekil eden önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecek olup, vekil eden geldiğinde Sayın mahkemenize müracaat edilecek olup, konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekküllü bir hastahaneye sevkinin yapılmasını talep ediyoruz. Zira, davacının kötü niyeti ve eldeki davayı açmakla amaçladığı menfaati göz önünde bulundurulduğunda, davacının halihazırda yaşamakta olduğu ilçe dışında, bağlı olduğu ilde yer alan bir hastaneden rapor aldırılması maddi gerçeğe ulaşmak bakımından daha uygun olacaktır.
Sonuç olarak, müvekkilin akıl sağlığı son derece yerinde, korunması ve bakımı için herhangi bir yardıma muhtaç olmadan kendi işlerini görebilecek durumdadır. Müvekkil, yılının bir kısmını Almanya’da bir kısmını ise Türkiye ‘de geçirecek kadar sağlıklı ve hareket özgürlüğüne de sahiptir. Sağlık yönünden birtakım tedaviler görmesi onun akıl sağlığının zayi olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca vekil eden adına kayıtlı malvarlıkları dikkate alındığında, sadece iki arazisini bağışlamış olması kendisini veya ailesini yoksulluğa düşüreceği sonucuna da varılamaz. Bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun, soyut iddialar ile kötü niyetli olarak açtığı davanın reddi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER : TMK, TBK, HMK ve sair ilgili her türlü mevzuat
DELİLLER :
Nüfus Kayıtları,
Tapu Kayıtları,
Banka kayıtları,
Bilirkişi,
Sağlık Kurulu Raporu,
Tanık,
Yemin ve sair her türlü yasal delil.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya dair talep ve diğer yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;
Düzenlenecek Sıhhi Kurul Raporunun konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekkülü bir hastaneden aldırılmasını,
Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.
Saygılarımızla…/../..
Kısıtlı Adayı Vekili
Av.

Bir yanıt yazın