Yazar: admin

  • Fazla Mesai Ücreti(Fazla Çalışma Ücreti) Nedir?

    Fazla Mesai Ücreti(Fazla Çalışma Ücreti) Nedir?

    Fazla mesai, çalışanların iş sözleşmesinde belirtilen normal çalışma saatlerinin üzerinde yaptıkları çalışmalar için ödenen ek ücreti ifade eder. İş hukuku açısından fazla mesai, hem çalışan haklarını korumak hem de işverenin yükümlülüklerini düzenlemek için önemli bir konudur. Fazla mesai ücretinin belirlenmesi, çalışma saatlerinin kayıt altına alınması ve yasal sınırlar çerçevesinde uygulanması, iş barışının ve ekonomik adaletin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.

    Fazla Mesainin Hukuki Tanımı

    Fazla mesai, 4857 sayılı İş Kanunu’nda tanımlanmıştır. Kanuna göre, haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak değerlendirilir. Bu süre, işçinin çalıştığı iş yerindeki günlük ve haftalık mesai düzenine göre hesaplanır. Fazla mesai ücreti, normal çalışma ücretinin %50 fazlası üzerinden ödenir. Hafta tatili, genel tatil veya resmi tatil günlerinde yapılan fazla çalışmalar içinse %100 zamlı ödeme yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemeler, çalışanların emeklerinin adil şekilde karşılık bulmasını sağlamayı amaçlar.

    Fazla Mesai Ücretinin Hesaplanması

    Fazla mesai ücretinin doğru şekilde hesaplanması, hem işçi hem de işveren açısından büyük önem taşır. Hesaplama yapılırken çalışanın normal saatlik ücreti belirlenir ve fazla mesai saatleri bu ücret üzerinden hesaplanır. Örneğin, normal saatlik ücreti 100 TL olan bir çalışan, fazla mesai yaptığı her saat için 150 TL alır. Hafta tatili veya resmi tatillerde yapılan çalışmalar ise saatlik ücretin iki katı üzerinden ödenir. Ayrıca fazla mesai ücretinin bordrolarda açıkça gösterilmesi ve kayıt altına alınması yasal bir zorunluluktur.

    Fazla Mesai Davaları ve Hakların Korunması

    Fazla mesai ücretinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda çalışanlar, fazla mesai davası açabilir. Fazla mesai davaları iş mahkemelerinde görülür ve çalışan, hak ettiği ücretlerin tamamının ödenmesini talep edebilir. Davada, çalışanın yaptığı fazla mesai saatlerini gösteren deliller büyük önem taşır; iş saatleri çizelgeleri, e-posta kayıtları veya tanık ifadeleri delil olarak sunulabilir. Mahkeme, deliller doğrultusunda çalışanın hak ettiği fazla mesai ücretini belirler ve işverene ödeme yükümlülüğü getirir.

    İşverenin Sorumlulukları ve Önleyici Tedbirler

    İşverenler, fazla mesai düzenlemelerine uymakla yükümlüdür. İşverenin sorumlulukları arasında, çalışanların haftalık çalışma süresini aşmamak, fazla mesaiyi kayıt altına almak ve yasal sınırlar çerçevesinde ödeme yapmak yer alır. İşveren, fazla mesaiyi önlemek için iş planlamasını doğru yapmak, iş yükünü dengeli dağıtmak ve çalışanların dinlenme sürelerine dikkat etmek zorundadır. Bu önlemler, hem iş kazalarını önler hem de olası fazla mesai davalarının önüne geçer.

  • Kira Uyarlama Davası

    Kira Uyarlama Davası

    Kira uyarlama davaları, kira sözleşmesinin taraflar için ekonomik dengesi bozulduğunda açılan önemli hukuki süreçlerdir. Özellikle enflasyon, ekonomik dalgalanmalar veya olağanüstü durumlar nedeniyle kira bedelinin mevcut koşullara uygun olmaması durumunda, kiracı veya mal sahibi mahkemeden kira bedelinin uyarlanmasını talep edebilir. Bu davalar, kiracı ve mal sahibinin haklarını korumak, adil bir kira ilişkisi sağlamak ve kira sözleşmesinde dengeleri yeniden kurmak için önemli bir hukuki araçtır.

    Kira Uyarlama Davasının Amaçları

    Kira uyarlama davalarının temel amacı, mevcut kira bedelinin güncel ekonomik koşullara ve piyasa değerlerine uygun hâle getirilmesidir. Bu davalar, kira sözleşmesinin taraflar açısından sürdürülebilir olmasını sağlar ve aşırı yüksek ya da düşük kira bedelleri nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetleri önler. Mahkeme, taşınmazın türünü, konumunu, kullanım amacını ve benzer taşınmazların kira bedellerini dikkate alarak adil bir uyarlama yapar. Böylece kira ilişkisinde taraflar arasında adalet sağlanır.

    Davayı Açabilecek Taraflar

    Kira uyarlama davasını kiracı veya mal sahibi açabilir. Kiracı, kira bedelinin ekonomik koşullara göre aşırı yükseldiğini düşündüğünde dava yoluna başvurabilir. Mal sahibi ise kira bedelinin piyasa koşullarına göre yetersiz kaldığını düşündüğünde mahkemeden uyarlama talep edebilir. Taraflardan biri dava açtığında mahkeme, taşınmazın bulunduğu bölgeyi, piyasa koşullarını ve ekonomik verileri değerlendirerek uygun kira bedelini belirler. Bu süreç, hem kiracının hem de mal sahibinin ekonomik ve hukuki güvenliğini sağlar.

    Dava Süreci ve Gerekli Belgeler

    Kira uyarlama davaları, Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılır ve belirli prosedürlere tabidir. Davanın açılabilmesi için tarafların kimlik belgeleri, mevcut kira sözleşmesi ve taşınmazın özelliklerini gösteren belgeler gereklidir. Ayrıca, bölgedeki benzer taşınmazların kira değerlerini gösteren emsal bilgiler de mahkemeye sunulmalıdır. Mahkeme, sunulan delilleri ve ekonomik koşulları değerlendirerek kira bedelinde uygun bir uyarlama yapar ve taraflara yazılı olarak bildirir. Bu süreç, kira ilişkisinde şeffaflık ve adil çözüm sağlar.

    Mahkeme Kararının Sonuçları ve İtiraz Hakkı

    Kira uyarlama davasında mahkeme tarafından belirlenen kira bedeli, taraflar için bağlayıcıdır. Ancak taraflardan biri kararın kendisi açısından adil olmadığını düşünüyorsa, Yargıtay yoluna başvurarak karara itiraz edebilir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte yeni kira bedeli geçerli olur ve taraflar bu bedel üzerinden kira ödemelerini yapar. Mahkeme kararları, kira sözleşmesinin adil ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesini sağlar.

  • Kira Bedelinin Tespiti Davası

    Kira Bedelinin Tespiti Davası

    Kira bedelinin tespiti davaları, kiracı ve mal sahibi arasında ortaya çıkan kira uyuşmazlıklarını çözmek amacıyla açılan önemli hukuki süreçlerdir. Özellikle kira sözleşmelerinin güncel piyasa koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi veya sözleşme başlangıcından sonra meydana gelen ekonomik değişikliklerin kira bedeline etkisinin değerlendirilmesi gerektiğinde bu davalar gündeme gelir. Kira bedelinin tespiti davaları, hem kiracının hem de mal sahibinin haklarını güvence altına alır ve kira ilişkisinde adaletin sağlanmasına katkıda bulunur.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasının Amacı

    Kira bedelinin tespiti davasının temel amacı, kiralanan taşınmazın piyasa koşullarına uygun kira bedelinin mahkeme tarafından belirlenmesidir. Bu dava, kiracı ve mal sahibi arasında karşılıklı anlaşmazlık olması durumunda başvurulan yasal bir yoldur. Mahkeme, taşınmazın türü, konumu, kullanım amacı ve benzer taşınmazların kira bedellerini dikkate alarak adil bir bedel belirler. Böylece her iki tarafın da hakları korunmuş olur ve kira ilişkisinde haksızlıkların önüne geçilir.

    Davayı Açabilecek Taraflar

    Kira bedelinin tespiti davası, hem kiracı hem de mal sahibi tarafından açılabilir. Kiracı, kira bedelinin piyasa değerine göre aşırı yüksek olduğunu düşündüğünde dava açabilir. Mal sahibi ise kira bedelinin güncel piyasa koşullarına göre yetersiz kaldığını düşündüğünde mahkemeye başvurabilir. Her iki durumda da mahkeme, taşınmazın değerini ve ekonomik koşulları göz önünde bulundurarak karar verir. Dava, kiracının ve mal sahibinin ekonomik ve hukuki güvenliğini sağlamak için önemli bir araçtır.

    Dava Süreci ve Gerekli Belgeler

    Kira bedelinin tespiti davası, Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılır ve belirli prosedürlere tabidir. Davanın açılabilmesi için tarafların kimlik belgeleri, kira sözleşmesi ve taşınmazın özelliklerini gösteren belgeler gereklidir. Ayrıca, taşınmazın bulunduğu bölgedeki benzer kira değerlerini gösteren emsal bilgiler de mahkemeye sunulmalıdır. Mahkeme, delilleri değerlendirerek taşınmaz için adil bir kira bedeli belirler ve taraflara yazılı olarak bildirir. Bu süreç, kira ilişkilerinde şeffaflık ve hukuki güvence sağlar.

    Mahkeme Kararının Sonuçları ve İtiraz Hakkı

    Kira bedelinin tespiti davasında mahkeme tarafından belirlenen bedel, taraflar için bağlayıcıdır. Ancak taraflardan biri kararın kendisi açısından adil olmadığını düşünüyorsa, Yargıtay yoluna başvurarak karara itiraz edebilir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte yeni kira bedeli geçerli olur ve taraflar bu bedel üzerinden kira ödemelerini gerçekleştirir. Mahkeme kararları, kira ilişkilerinde yaşanan anlaşmazlıkları önlemek ve taraflar arasında dengeli bir çözüm sağlamak açısından önem taşır.

  • İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılır Mı?

    İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılır Mı?

    İş yerinde meydana gelen sağlık sorunları, özellikle kalp krizi gibi ani ve ciddi durumlar, çalışanların yaşamını derinden etkileyebilir. Bu tür olayların iş kazası kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, hem işverenin hem de çalışanın haklarını ilgilendiren önemli bir hukuki konudur. İş hukuku açısından, kalp krizi iş yerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelmişse bazı koşullar altında iş kazası sayılabilir. Ancak, her kalp krizi otomatik olarak iş kazası kabul edilmez; olayın oluş şekli ve iş ile bağlantısı belirleyici faktördür.

    İş Kazasının Kapsamı ve Kalp Krizi

    İş kazası, çalışanın işyerinde veya işin yürütümü sırasında uğradığı ve bedensel veya ruhsal zarara yol açan olaydır. Kalp krizi, çalışan iş yerinde görev başındayken veya iş ile doğrudan ilgili bir etkinlik sırasında meydana gelirse iş kazası olarak değerlendirilebilir. Örneğin, iş yerinde yoğun stres, ağır fiziksel yük veya iş koşullarına bağlı olarak gelişen kalp krizleri hukuken iş kazası kapsamında sayılabilir. Ancak kalp krizinin tamamen çalışanın kişisel sağlık sorunlarından kaynaklanması durumunda, iş kazası kabul edilmez.

    İş Kazası Sayılabilmesi İçin Şartlar

    Bir kalp krizinin iş kazası sayılabilmesi için belirli hukuki şartların sağlanması gerekir. Bunlar arasında, olayın iş ile doğrudan bağlantısı, çalışanın iş sırasında bulunması ve kazanın ani şekilde meydana gelmesi en önemlileridir. Ayrıca, çalışan ile işveren arasında iş sözleşmesinin mevcut olması ve çalışanın sigortalı olması da şarttır. Bu kriterler sağlandığında, çalışan iş kazası tazminatı ve SGK desteklerinden yararlanabilir.

    Tazminat Hakkı ve Başvuru Süreci

    Kalp krizi iş kazası kapsamında değerlendirildiğinde, mağdur çalışan maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Maddi tazminat, tedavi masraflarını, iş göremezlik süresince kaybedilen geliri ve diğer ekonomik zararları kapsar. Manevi tazminat ise yaşanan acı ve psikolojik etkilerin karşılanmasını sağlar. Tazminat talebinde bulunmak için, kazanın SGK’ya bildirilmiş olması ve doktor raporları ile olayın belgelenmesi gereklidir. Dava süreci iş mahkemelerinde yürütülür ve delillerin eksiksiz sunulması büyük önem taşır.

    İşverenin Sorumlulukları

    İş yerinde meydana gelebilecek kalp krizleri gibi sağlık sorunlarına karşı işverenin önleyici tedbirler alması gerekir. İşveren, çalışanların stres ve iş yükünü dengeli şekilde yönetmeli, sağlık kontrolleri ve risk değerlendirmesi yapmalıdır. Bu önlemler hem iş kazalarının önüne geçer hem de olası tazminat davalarında işverenin sorumluluklarını minimize eder. İşverenin ihmali durumunda, tazminat yükümlülüğü hukuken doğar.

  • İş Kazaları Nedeniyle Açılacak Tazminat Davaları

    İş Kazaları Nedeniyle Açılacak Tazminat Davaları

    İş kazaları, çalışanların günlük hayatını derinden etkileyen ciddi olaylardır. İş yerinde meydana gelen kazalar hem bedensel hem de psikolojik zararlar doğurabilir. Bu tür durumlarda mağdur olan çalışanların, haklarını korumak ve uğradıkları zararları telafi etmek amacıyla tazminat davaları açmaları mümkündür. İş kazaları nedeniyle açılacak tazminat davaları, hem işverenin sorumluluklarını hem de çalışanların haklarını net bir şekilde ortaya koyar. İş hukuku kapsamında, bu davalar belirli prosedürlere ve hukuki kriterlere tabidir.

    İş Kazasının Tanımı ve Hukuki Dayanağı

    İş kazası, çalışanın iş yerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, bedensel veya ruhsal zarara yol açan olaydır. Türk İş Kanunu’na göre iş kazası, sigortalı çalışanın işyerinde veya işverenin belirlediği iş kapsamındaki bir faaliyette başına gelen kazaları kapsar. İş kazasının hukuki dayanağı, özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilmiştir. Bu yasalar, işverenin iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olduğunu ve meydana gelen kazalarda çalışanın zararının karşılanması gerektiğini düzenler.

    Tazminat Davasının Kapsamı

    İş kazaları sonucunda açılacak tazminat davaları, farklı tazminat türlerini içerebilir. Bunlar arasında maddi tazminat, manevi tazminat ve gelir kaybına dayalı tazminat en sık görülenlerdir. Maddi tazminat, iş kazası nedeniyle ortaya çıkan tedavi masraflarını, sürekli iş göremezlik durumunda gelir kaybını ve diğer ekonomik zararları kapsar. Manevi tazminat ise yaşanan acı, üzüntü ve psikolojik etkilerin karşılanmasını amaçlar. Ayrıca iş kazası sonucu maluliyet durumu oluşmuşsa, maluliyet tazminatı da talep edilebilir. Tüm bu hakların korunması, iş kazası mağduru açısından büyük önem taşır.

    Tazminat Davası Açma Süreci

    İş kazası tazminat davalarının açılabilmesi için belirli bir süreç takip edilmelidir. Öncelikle kazanın iş kazası olarak raporlanması ve SGK’ya bildirilmesi gereklidir. Ardından, çalışanın iş kazasından kaynaklanan zararlarının belgelenmesi gerekir; bu belgeler arasında doktor raporları, gelir kaybını gösteren belgeler ve iş yeri kayıtları bulunur. Tazminat davası, iş mahkemelerinde açılır ve dava süreci boyunca delillerin eksiksiz sunulması büyük önem taşır. Ayrıca, tazminat talebinde bulunacak kişinin, yasal süreler içinde dava açması gerekir; aksi takdirde hak kaybı yaşanabilir.

    İşverenin Sorumlulukları ve Önleyici Tedbirler

    İş kazaları tazminat davalarında işverenin sorumlulukları büyük önem taşır. İşveren, iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerini almak, işçilere güvenli çalışma ortamı sağlamak ve düzenli eğitim vermekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülükleri ihmal etmesi durumunda, açılacak tazminat davalarında sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun yanı sıra işverenler, iş kazalarını önlemek amacıyla risk değerlendirmesi yapmak ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sürekli denetlemek zorundadır. Bu tedbirler, hem iş kazalarının önüne geçer hem de olası tazminat davalarının önünü kapatır.

  • Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe

    Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe

    Apartman yöneticisi atanması istemi, kat mülkiyeti kanunu çerçevesinde, apartman veya site yönetiminde görev alacak yöneticinin belirlenmesi amacıyla malik veya kat malikleri tarafından mahkemeye yapılan başvurudur. Kat maliklerinin yönetim görevini yerine getirmemesi, yöneticinin bulunmaması veya mevcut yöneticinin görevini kötüye kullanması durumunda bu yol gündeme gelir.

    Mahkeme aracılığıyla yapılan yöneticinin atanması, apartman veya site yönetiminin düzenli yürütülmesini sağlar. Talep, maliklerin çoğunluğu tarafından verilebilir ve atanacak kişinin görev ve yetkileri mahkeme kararıyla belirlenir. Bu atama, ortak yaşamın düzenini, aidatların takibini ve ortak alanların bakımını güvence altına alır.

    Apartman yöneticisi atanması isteminde, talebin gerekçeleri açıkça belirtilir. Örneğin mevcut yöneticinin görevini yerine getirmemesi, aidat toplama sorunu veya ortak alanların bakımsızlığı, mahkemeye sunulan başvuruda yer alır. Mahkeme, başvuruyu incelerken apartmanın yönetim planı, kat malikleri arasındaki çoğunluk durumu ve mevcut yönetim eksikliklerini değerlendirir.

    Atanan yönetici, mahkeme kararına göre hareket eder ve görevini belirlenen yetkiler çerçevesinde yürütür. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, apartman veya site yönetiminde yaşanan aksaklıklar giderilmeye başlanır ve maliklerin hakları korunur.

    Apartman yöneticisi atanması istemi, ortak yaşamın düzenli sürdürülmesi ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından büyük önem taşır. Bu nedenle talebin, mahkeme prosedürüne uygun şekilde hazırlanması ve gerekçelerinin açık olarak sunulması, başvurunun kabul edilme ihtimalini artırır ve yönetim sürecinin sağlıklı işlemesini sağlar.



    Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe Örneği

    … SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI         :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                            :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    KONU                               :  Apartman Yöneticisi Atanması İstemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilim … adresinde bulunan … Apartmanı’nda oturmaktadır. …  Daireli apartmanda, …/…/… tarihinde son yapılan genel kurul toplantısında gerekli oy oranları sağlanamamış ve yönetici seçmek mümkün olmamıştır. (EK-1)

    2-) Apartman oldukça sorunlu bir binadır. … işleri yapılmaktadır.  Şu anda tüm bu işler sahipsiz kalmıştır.

    3-) Yasa gereği, kendi yöneticisini seçemeyen apartman sakinlerine mahkemenizce yönetici seçilmesini istemekteyiz.

    HUKUKİ NEDENLER  : 634 S. K. m. 34

    HUKUKİ DELİLLER    :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bilirkişi İncelemesi.

    SONUÇ VE İSTEM                : Yukarıda açıklanan nedenler ile müvekkilin oturmakta olduğu,        … Apartmanı’na mahkemenizce yönetici atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/…/…

    EKLER                                     :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

    Davacı Vekili

  • Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe

    Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe

    Vasiyetnamenin tenfizi istemi, bir kişinin vefatından sonra bıraktığı vasiyetin mahkeme tarafından uygulanmasını sağlamak amacıyla açılan davayı ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre, vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıların haklarının ve malvarlığının dağıtımını belirler. Ancak bazı durumlarda vasiyetnamenin geçerliliği, kapsamı veya uygulanabilirliği konusunda ihtilaflar çıkabilir. İşte bu hâllerde tenfiz talebi gündeme gelir.

    Tenfiz istemi, vasiyetnamenin hukuka uygun şekilde düzenlendiğini ve uygulanabilir olduğunu göstermek amacıyla yapılır. Mahkeme, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygunluğunu, mirasçılar üzerindeki etkilerini ve varsa irade sakatlıklarını değerlendirir. Geçerli bir vasiyetname, mirasçıların haklarına halel getirmemeli ve hukuka uygun olmalıdır.

    Vasiyetnamenin tenfizi talebinde, mahkeme vasiyetin aslını, tanık beyanlarını ve gerekli belgeleri inceler. Vasiyetnamenin içerdiği hükümlerin, miras hukuku çerçevesinde uygulanabilirliği denetlenir. Özellikle mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa, mahkeme kararının bağlayıcılığı önem kazanır.

    Uygulamada, vasiyetnamenin tenfizi, mirasın adil şekilde dağıtılması ve mirasçılar arasında doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Tenfiz kararı, vasiyetin uygulanmasını güvence altına alır ve mirasçılar için hukuki kesinlik sağlar.

    Vasiyetnamenin tenfizi istemi, hak ve sorumlulukların netleşmesi için kritik bir mekanizmadır. Bu nedenle talebin hukuki çerçevede ve doğru prosedürle yapılması, miras sürecinde tarafların hak kaybı yaşamaması açısından büyük önem taşır.



    Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI  (TC No)                         :

    ADRES                                         :

    VEKİLİ                                        :

    ADRES                                         :

    DAVALI                                       :

    ADRESİ                                               :

    KONU                                           : Vasiyetnamenin Tenfizi İstemimizi içerir dilekçemizdir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z 

    1-)Muris … …, …/…/… tarihinde vefat etmiş ve … Noterliğinin …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numaralı vasiyetnamesi (… Sulh Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılarak okunmuştur.)

    2-)Vasiyetnamenin açılmasından sonra davalıların vasiyetnamenin iptali için … Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava …/…/… Tarih ve …/… Esas ve …/… Karar sayılı kararla reddolunmuş ve bu karar ../../2022 tarihinde kesinleşmiştir.

    3-)Vasiyetname kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Davalılar vasiyetin gereğini henüz yerine getirmemişlerdir. Dava konusu vasiyetnamede müvekkil lehine vasiyet edilen … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tescilini sağlamak üzere işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 4721 S. K. m. 600.

    HUKUKİ DELİLLER                 :

    1)

    2)

    SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, … Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılan ve … Noterliğince …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numarasıyla düzenlenen vasiyetnamenin tenfizi ile … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını bilvekale talep ederim.  …/…/…

    Davacı Vekili

                                                                                                                                               Av.

  • Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Hakaret nedeniyle manevi tazminat davası, kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen söz, yazı veya davranışlar nedeniyle uğradığı manevi zararın giderilmesi amacıyla açılan bir dava türüdür. Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, kişilik haklarına yapılan hukuka aykırı saldırılar manevi tazminat talebine konu edilebilir.

    Hakaret fiili; bir kimseye yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü veya itibarını zedeleyici nitelikte ifadelerin kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bu ifadeler sözlü, yazılı veya görsel yollarla gerçekleşebilir. Hakaretin kamuya açık bir ortamda ya da üçüncü kişiler huzurunda yapılması, ihlalin ağırlığını artıran unsurlar arasında yer alır.

    Manevi tazminat davasında, davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini ve bu ihlal nedeniyle manevi zarara uğradığını ortaya koyması gerekir. Mahkeme, olayın gerçekleşme biçimini, tarafların sosyal durumunu, hakaretin niteliğini ve etkilerini değerlendirerek uygun bir tazminat miktarına hükmeder. Manevi tazminatın amacı, zarar görenin yaşadığı elem ve üzüntüyü bir nebze olsun gidermektir.

    Hakaret fiili aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç teşkil edebilir. Ceza davası ile manevi tazminat davası birbirinden bağımsız olmakla birlikte, ceza yargılamasında verilecek karar, hukuk davası açısından delil niteliği taşıyabilir. Bu durum, davanın seyrini etkileyen önemli bir unsurdur.

    Hakaret nedeniyle manevi tazminat davası, kişilik haklarının korunması ve hukuka aykırı davranışların caydırılması açısından önemli bir hukuki araçtır. Bu sürecin doğru şekilde yürütülmesi, hem hak ihlalinin tespiti hem de adil bir sonuca ulaşılması bakımından büyük önem taşır.



    Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi Örneği

    … () ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              :

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    DAVA DEĞERİ               : 

    KONU                               : Hakaret sebebi ile Manevi Tazminat İstemimizden İbarettir.

    AÇIKLAMALAR             :

    1-) Davalı,    …/ …/ … tarihinde,  … adresinde bulunan … isimli pastanede müvekkilimiz ve o sırada olaya tanık olan bir kısım mahalle sakini ile birlikte otururken, müvekkilimize dönerek, pastanede bulunan insanların da duyabileceği bir ses tonuyla ve oldukça yakışıksız bir tarzda, özetle, müvekkilin önceki gün apartmanın önüne park ettiği arabasını park etme şeklinden dolayı beceriksiz olduğundan bahisle alay edercesine ve beceriksizlik isnadında bulunmak suretiyle müvekkilimize hakaret etmiştir.

    2-) Müvekkilimiz, … yıldır aynı mahallede yaşamakta olup, davalının anılan eylemi, müvekkilimizin yıllardır tanıdığı ve ailece görüştüğü insanların gözünde küçük düşmesine, onurunun kırılmasına ve saygınlığının zarar görmesine neden olmuştur. Müvekkilimiz, yaşadığı olay nedeni ile psikolojik sarsıntı yaşamıştır.

    3-) … Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan şikayet sonucu açılan dava neticesinde, … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyasında davalının hakaret suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş;  (EK-1) müvekkilimizin yaşadığı bu olumsuzluğun, davalı eyleminden kaynaklandığı, ceza mahkemesi kararı ile de sabit hale gelmiştir.

    4-) Olay nedeniyle müvekkilin toplum içerisinde düştüğü kötü durum ve üzüntü ve eleminin bir nebze de olsa giderilmesini teminen, işbu tazminat davasını açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER    : 6098 S. K. m. 51, 58, 6100 S. K. m. 2, 3, 107, 5237 S. K. m. 125 ve ilgili sair mevzuat.

    HUKUKİ DELİLER         : … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası, Tanık Beyanları.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, tahkikat sonucunda müvekkilimizin manevi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari…….TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan …/…/… tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

    EKLER      : 1. … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası

                          2. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları

                           gösterir tanık listesi,

                           3. Bir adet özel yetki içerir onaylı vekaletname örneği.

    Davacı Vekili

  • Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi

    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi

    Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, iki veya daha fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurduğu adi ortaklığın sona erdirilmesi ve ortaklık malvarlığının paylaştırılması sürecini ifade eder. Adi ortaklıklar, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olup tüzel kişiliğe sahip değildir. Bu nedenle ortaklar arasındaki hukuki ilişki, sözleşme ve kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

    Adi ortaklık, ortaklardan birinin fesih iradesini açıklaması, ortaklık amacının gerçekleşmesi veya imkânsız hâle gelmesi, ortaklardan birinin ölümü ya da iflası gibi nedenlerle sona erebilir. Ortaklar arasında uyuşmazlık yaşanması ve ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hâle gelmesi de fesih sebebi olarak kabul edilir. Bu gibi durumlarda adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi gündeme gelir.

    Fesih ile birlikte tasfiye süreci başlar. Tasfiye, ortaklığın borçlarının ödenmesi, alacaklarının tahsil edilmesi ve kalan malvarlığının ortaklar arasında paylaştırılmasını kapsar. Tasfiye aşamasında öncelikle ortaklığın üçüncü kişilere olan borçları ödenir. Borçların tamamlanmasının ardından kalan değer, ortakların pay oranlarına göre dağıtılır.

    Mahkeme, fesih ve tasfiye talebini incelerken ortaklık sözleşmesini, tarafların katkılarını ve uyuşmazlığın niteliğini değerlendirir. Gerekli hâllerde tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memuru atanabilir. Tasfiye sürecinin adil ve şeffaf şekilde yürütülmesi, taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesinin korunması açısından önemlidir.

    Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, özellikle ticari faaliyetlerde ciddi mali sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle sürecin hukuki çerçevede ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesi, tarafların ileride hak kaybı yaşamaması bakımından büyük önem taşır.



    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi Örneği

    ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI                                                     :

    VEKİLİ                                                     :

    DAVALI                                                   :

    ADRESİ                                                   :

    KONU                                                      : Adi Ortaklığın feshi ve tasfiyesi isteminden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                                   :

    1- Müvekkilimin murisi dava dışı … … ile davalı … … arasında …/…/… tarihinde inşaat alanında faaliyet göstermek üzere bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmuştur. (EK – 1)

    2- Ortaklık sermayesinin  toplamı … TL’dir.  Bunun … TL. si müvekkilimin murisi tarafından getirilmiş, davalı ise ortaklığa … TL. sermaye koymuştur. Ayrıca müvekkilimin murisi … …, karşılıksız olarak kendine ait iki ayrı taşınmazını ortaklığa tahsis ve bu iki taşınmazdan biri üzerinde davalı yararına … yıl süre ile irtifak hakkı tesis etmiştir.

    3- Müvekkilin murisinin …/…/… tarihinde vefat etmesi üzerine (EK – 2) müvekkil ile davalı adi ortaklığın devamı ve davalının idareci ortak olması hususunda anlaşmışlardır. Bu anlaşmanın üzerinden … yıl geçmiş olmasına rağmen davalı kar payı ödememiş, …/…/… tarih ve … yevmiye nolu ihtarlar (EK – 3) da davalı tarafından yanıtsız bırakılmıştır. İdareci ortak olan davalı, müvekkilime işlerin gidişatıyla ilgili hesap vermemekte, talebimize rağmen kar payı ödememekte, görev ve sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

    4- 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 639. maddesinde belirtilen haklı sebep müvekkilim ve davalının ortakları olduğu şirket açısından gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında kurulu bulunan adi ortaklığın mahkemenizce haklı sebebe dayalı olarak feshi ve ortaklık mallarının tasfiyesi için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                : 6098 S. K. m. 620 – 639. maddeler

    HUKUKİ DELİLLER                  :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bilirkişi İncelemesi

    SONUÇ VE İSTEM                     : Yukarıda açıklanan  nedenlerden dolayı müvekkilim ile davalı arasında mevcut olan adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine, …-… yıllarına ait kar paylarına  her yıl için ayrı ayrı % … reeskont faiz işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine ve feshedilen adi ortaklığın mahkemenizce tasfiye edilmesine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

    EKLER                                      :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

    Davacı Vekili

    Av.

  • Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi

    Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi

    Taşkın haczin kaldırılması, icra takibi kapsamında borcun miktarını açıkça aşacak şekilde yapılan haciz işlemlerine karşı başvurulan hukuki bir yoldur. İcra hukukunun temel ilkelerinden biri, borçlunun yalnızca borcu karşılayacak ölçüde malvarlığına el konulmasıdır. Bu ilkeye aykırı olarak yapılan hacizler taşkın haciz olarak kabul edilir.

    Taşkın haciz, borç tutarı ile orantısız biçimde fazla sayıda malın haczedilmesi, değeri borcun çok üzerinde olan mallara el konulması veya borcu fazlasıyla karşılayacak miktarda maaş ve gelir haczi uygulanması hâllerinde ortaya çıkar. Bu tür uygulamalar, borçlunun mülkiyet hakkını ve ölçülülük ilkesini ihlal edebilir.

    Taşkın haczin kaldırılması talebiyle, icra müdürlüğünün yaptığı haciz işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülür. İnceleme sırasında borcun miktarı, haczedilen malların değeri ve borcun hangi yollarla tahsil edilebileceği değerlendirilir. Amaç, alacaklının alacağını güvence altına alırken borçlunun gereksiz ve aşırı zarara uğramasının önüne geçilmesidir.

    Mahkeme veya icra müdürlüğü, taşkın haciz tespitinde bulunursa, haczin kısmen veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Özellikle borcu karşılamaya yetecek malvarlığı mevcutken ek hacizlerin devam ettirilmesi hukuka aykırı kabul edilir. Bu durum, icra işlemlerinin sınırlarını aşması anlamına gelir.

    Taşkın haczin kaldırılması, icra sürecinde adalet ve dengeyi sağlayan önemli bir koruma mekanizmasıdır. Bu yola başvurulması, borçlunun haklarının korunması ve icra işlemlerinin ölçülü şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin mevzuata uygun şekilde işletilmesi, telafisi güç mağduriyetlerin önüne geçilmesini sağlar.



    Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi Örneği

    ….. NÖBETÇİ İCRA HAKİMLİĞİ’NE,

    ŞİKAYET EDEN
    (BORÇLU) : VEKİLİ :
    KARŞI TARAF : … 1. İcra Müdürlüğü
    KONU : ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyası nezdindeki Taşkın Hacze İtiraz. AÇIKLAMALAR :
    1. …… …. MAHKEMESİ’NİN 2010/…. E. , 2012/… K. SAYI VE 20.04.2012 TARİHLİ KARARI KESİNLEŞMİŞ VE ….. 1. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 2013/…. E.SAYILI DOSYASIYLA İLAMLI İCRAYA KONU EDİLMİŞTİR.
    Bahsi geçen ilamın konusu, Müvekkilim ….. ile …. ın boşanma davası sonucunda müvekkilim aleyhine 75.000-TL maddi-manevi tazminat ödemesine hükmedilmesidir.
    Müvekkilim bu tutarı ödeyecek miktarda nakit paraya sahip olmadığından borcu ödeyememiştir. Ancak bu bedeli ödeyebilmek için, ….’te bulunan taşınmazlarından birini satmaya çalışmıştır.

    2. Müvekkilim borcu ödemek için taşınmazını satmaya uğraşırken, eski eşi …… bu defa da müvekkilime karşı ….. Mahkemesinin 2012/…. E. no.su ile KATKI PAYI ALACAĞI DAVASI açmıştır ve bu dosya üzerinden müvekkilimin adına kayıtlı bulunan toplam 5 adet taşınmazın hepsine birden İHTİYATİ TEDBİR konulmuştur.
    Müvekkilim, gayrimenkullerinin üzerinde tedbir varken hiçbir daireyi satamamış ve bu süreç yine uzamıştır.

    3. Müvekkilim, ….. İli, ….. İlçesi, ….. Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN … NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜMDE kayıtlı dairesine alıcı bulmuştur. Bunun üzerine, …..Mahkemesi Hakimliği’ne 16.01.2014 tarihinde tedbirin kaldırılması talebimizi içeren dilekçemizi sunmuştuk (EK-3) ve bu talebimiz kabul edilerek TEDBİRİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR (EK-4) Mahkemece 24.01.2014 tarihinde …. Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan TEDBİRİN KALDIRILMASI hususundaki yazı ile de bahsi geçen taşınmaz üzerindeki TEDBİR KALDIRILMIŞTIR (EK-5)

    4. Anılan dosya nezdinde, TAKİP ALACAKLISI VEKİLİ, HÜKMÜN İCRAEN YERİNE GETİRİLMESİNİ TEMİNEN TEMİNAT MAHİYETİNDE MÜVEKKİLİN MALLARINA HACİZ KONULMASINI TALEP ETMİŞTİR.
    Sayın mahkemenizce tetkik edildiğinde görüleceği üzere, müvekkilin tüm taşınmazları haczedilmiştir.
    ….1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı haciz yazıları ile ….-TL bedel ile alacaklı …. lehine, müvekkilimin tüm mal varlığına haciz işlenmiştir. Takyidatlı tapu kayıtları ektedir. (EK-6)
    5. HACZEDİLEN TAŞINMAZLARIN KIYMET TAKDİRİ YAPILMAMIŞTIR.
    Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge işbu dilekçemiz ekindedir(EK-7)
    Ayrıca müvekkile ait taşınmazların yaklaşık değerleri, yüzölçümü olarak aynı niteliklere sahip ve aynı mevkiide bulunan benzer taşınmazların satılık ilanlarından görüleceği üzere 200.000-TL ile 300.000-TL arasındadır. Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanlarını işbu dilekçemiz ekinde sunuyoruz (EK-8)
    6. ASIL ALACAĞI, FER’İLERİ VE TAKİP GİDERLERİNİ AŞAN ÖLÇÜDE HACİZ YAPILMIŞTIR. BU DURUM İİK 85/I’E VE YARGITAY İÇTİHATLARINA AYKIRIDIR. Şöyle ki;
    YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ 2000/3575 E. 2000/3801 K. ve 15.05.2000 tarihli kararında “…..HACZİ MÜMKÜN TAŞINMAZLAR AÇISINDAN DEĞER TESPİTİ YAPARAK, ALACAK MİKTARINI KARŞILAYACAK TAŞINMAZLARI BELİRLEMEK VE FAZLA HACİZLERİ KALDIRMAK GEREKİR….” demektedir.
    Ve yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “İCRA MEMURUNUN, TAKİP KONUSU ALACAK VE TAKİP MASRAFLARINI KARŞILAYACAK MİKTARDAN FAZLA MAL HACİZ ETMEMESİ GEREKİR”, demektedir.

    Ayrıca yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, “HACZEDİLMİŞ OLAN TAŞINMAZIN SATIŞ BEDELİNİN BORCU KARŞILAMAYACAĞI ANLAŞILMADIKÇA BORÇLUNUN DİĞER TAŞINMAZLARINA MÜRACAAT EDİLMEYECE DURUMU SÖZ KONUSUDUR”. denmektedir.
    7. Hiçbir kıymet takdiri yapılmadan, ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyasında, müvekkilimin tüm taşınmaz malları üzerine İİK 85/I’e aykırı olarak konulan taşkın haciz işleminden dolayı işbu şikayet davasının açılması zorunluluğumuz doğmuştur.
    AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ TÜM SEBEPLERDEN DOLAYI, SAYIN MAHKEMENİZCE TAŞKIN HACİZLERİN KALDIRILMASI YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİ HALİNDE ÖNCELİKLE yukarıda izah etmeye çalıştığımız durumu dikkate alarak, iş bu dilekçenin ekinde yer alan …..İli, ….İlçesi, ….Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve ….sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ HACZİN KALDIRILMASINI talep ederiz.

    HUKUKİ SEBEPLER : İİK. m. 16 vd. ve ilgili maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
    DELİLLER :
    1. …..Mahkemesi’nin 2010/… E. , 2012/…K. sayılı kararı

    2. …. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/… E. Sayılı takip dosyası

    3. …. Mahkemesi’ne 16.01.2013 tarihinde verdiğimiz Tedbirin kaldırılması talepli dilekçemiz (EK-3)

    4. …. Mahkemesi’nin 2012/…. E. Sayılı dosyası üzerinde TEDBİRİN KALDIRILMASINA ilişkin kararı (EK-4)

    5. Müvekkilin adına kayıtlı … taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmış olduğunu gösteren 31.01.2014 tarihli takyidatlı tapu kaydı (EK-5)

    6. Takyidatlı tapu kayıtları (EK-6)

    7. Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge (EK-7)

    8. Bahsi geçen taşınmazlar ile benzer özelliklere sahip taşınmazların değerinin 200.000-TL ile 300.000-TL arasında olduğunu gösteren Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanları (EK-8)

    9. Yargıtay kararları

    10. Keşif ve bilirkişi

    11. Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil ikame etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve gerektiğinde her türlü yasal deliller.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız ve sayın mahkemenizce de re’sen dikkate alınacak sebepler doğrultusunda;
    1) Davamızın kabulü ile ….İli, …. İlçesi, … Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …. Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …. NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ TAŞKIN HACZİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ,
    2) Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …..2014

    Şikayet Eden
    …..
    Vekili Av………