Yazar: admin

  • Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi

    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi

    Basit yargılama usulü, uyuşmazlıkların daha hızlı ve etkin şekilde çözümlenmesini amaçlayan, usule ilişkin özel düzenlemeler içeren bir yargılama yöntemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen bu usulde, tarafların beyan ve savunmalarını yazılı olarak sunmaları esas alınmaktadır. Bu kapsamda basit yargılama usulü beyan dilekçesi, tarafların iddia ve savunmalarını mahkemeye sundukları temel belgedir.

    Basit yargılama usulünde, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin ardından taraflar genellikle tek bir ek beyan dilekçesi sunabilmektedir. Bu nedenle beyan dilekçesinde ileri sürülecek hususların açık, net ve hukuki dayanaklara uygun şekilde ifade edilmesi büyük önem taşır. Dilekçede, uyuşmazlığın özeti, tarafların talepleri ve dayanak deliller düzenli bir şekilde belirtilmelidir.

    Beyan dilekçesinde, karşı tarafın iddialarına yönelik açıklamalara yer verilmeli, kabul edilmeyen hususlar açıkça belirtilmeli ve bu hususlara ilişkin hukuki gerekçeler ortaya konulmalıdır. Ayrıca delil listesi dilekçede yer almalı; belge, tanık veya bilirkişi incelemesi gibi talepler varsa bunlar açıkça ifade edilmelidir. Basit yargılama usulünde süreler kısa olduğundan, dilekçenin süresi içinde sunulması zorunludur.

    Mahkeme, basit yargılama usulü kapsamında tarafların sunduğu beyan dilekçelerini dikkate alarak dosya üzerinden veya gerekli görmesi hâlinde duruşma açarak karar vermektedir. Bu nedenle beyan dilekçesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikte olup, eksik veya hatalı hazırlanması hak kaybına yol açabilir.

    Sonuç olarak, basit yargılama usulü beyan dilekçesi, yargılamanın hızlı ve sağlıklı şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin usule uygun ve etkin şekilde yönetilmesi adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE 

    DOSYA NO            : …/… E.

    MÜŞTEKİ             :

    VEKİLİ              : Av. 

    SANIK               :

    MÜDAFİİ             :

    KONU                : Basit yargılama usulüne beyanlarımızı içerir dilekçemizdir.

    AÇIKLAMALAR         :

    1-) Mahkemenizin …/…/…. tarihli basit yargılama usulüne ilişkin ara kararı gereğince, tarafımıza tebliğ edilen dosya inceleme tutanağı ile tarafımıza verilen süre içinde sunduğumuz esasa ilişkin beyanlarımız aşağıdaki gibidir.



    2-) Müvekkilimiz suç duyurusu dilekçemizde de açıkça belirtmiş olduğumuz gibi sanığın cinsel tacizine maruz kalmıştır. Sanığın müvekkilimizin aile dostu ve aynı zamanda komşuları da olması sebebiyle olay daha vahim bir durum arz etmektedir. Müvekkilimiz sanığa bir abi yakınlığı ve güveni duyarak yaklaşmış ve sanığın eylemine maruz kalmıştır.



    3-) Sanık müdafii, …/…/… tarihli dilekçesinde yaşanan cinsel taciz suçunu inkar etme yoluna gitmiştir. Oysa müvekkilimizin bu durumu kendi kafasında yaratma ya da uydurma gibi bir durumu söz konusu olamaz. Olayın şoku ve korkusu içinde evine döndüğünde birlikte yaşadığı aile üyelerinin hareketlerinden şüphe duyarak üzerine gitmesi ve tabiri caizse ağzından laf almaya çalışmasıyla olay ortaya çıkmıştır.



    4-) Yaşanan hadise sebebiyle müvekkilimizin psikolojisi de oldukça bozulmuş, kendi başına yalnız olarak sokağa çıkmaktan çekinir hale gelmiştir. Alınacak adli tıp kurumu raporu ile bu durum daha net olarak ortaya çıkacaktır.



    5-) Yaşanan bu olay neticesinde sanık hiçbir şey olmamış gibi davranmaya ve müvekkilin evine bir şey bahane ederek ve komşu ve aile dostu olmalarına dayanarak girip çıkmaya devam etmiş ve müvekkilimiz onu her gördüğünde korku yaşayarak odasından çıkamayacak hale gelmiştir. 

    Sanık müdaafii esas hakkındaki savunmasında “müvekkilimizin herhangi bir kastı yoktur” şeklinde bir savunma yapmıştır. Oysa işlenen cinsel taciz suçunun sanığın iradesi ve kastı dışında işlenmesi mümkün değildir.



    SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan, sanığın üzerine atılı bulunan suçtan cezalandırılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…




    Müşteki Vekili

  • Tanıklık Mazeret Dilekçesi

    Tanıklık Mazeret Dilekçesi

    Tanıklık, yargılama süreçlerinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Mahkemeler tarafından tanık olarak çağrılan kişilerin, usulüne uygun tebligat üzerine duruşmada hazır bulunmaları kuraldır. Ancak bazı zorunlu ve haklı sebeplerin varlığı hâlinde, tanığın duruşmaya katılamaması mümkündür. Bu gibi durumlarda tanıklık mazeret dilekçesi sunularak mahkemeye bilgi verilmesi gerekmektedir.

    Tanıklık mazeret dilekçesi, tanığın duruşmaya katılamama nedenini açık ve belgeye dayalı şekilde açıklayan resmi bir başvurudur. Sağlık sorunları, şehir dışında bulunma, ağır iş yoğunluğu, eğitim veya askerlik yükümlülüğü gibi nedenler, haklı mazeret kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ancak mazeretin kabul edilebilmesi için somut ve inandırıcı olması, mümkünse resmi belgelerle desteklenmesi önem taşır.

    Dilekçede, tanığın kimlik bilgileri, tanık olarak çağrıldığı mahkemenin adı, dosya numarası ve duruşma tarihi açıkça belirtilmelidir. Ayrıca duruşmaya katılamama sebebi net bir şekilde ifade edilmeli ve mazeretin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu açıklanmalıdır. Sağlık nedeniyle sunulan mazeretlerde doktor raporu, görev veya eğitim sebebiyle sunulan mazeretlerde ise ilgili kurumdan alınan belgelerin dilekçeye eklenmesi gerekmektedir.

    Tanıklık mazeret dilekçesinin, duruşma tarihinden önce mahkemeye sunulması büyük önem taşır. Aksi hâlde tanık hakkında zorla getirme kararı verilmesi veya disiplin para cezası uygulanması söz konusu olabilir. Bu nedenle mazeretin zamanında ve usulüne uygun şekilde bildirilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, tanıklık mazeret dilekçesi, tanığın yasal yükümlülüklerini ihlal etmeden duruşmaya katılamama durumunu mahkemeye bildirmesini sağlayan önemli bir hukuki belgedir. Dilekçenin doğru ve eksiksiz şekilde hazırlanması, olası yaptırımların önüne geçilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.



    Tanıklık Mazeret Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

    Esas No: 2015/142

    Konu: Tanıklık hususunda mazeretimin sunulmasından ibarettir.

    Yukarıda esas numarasını belirttiğim dava için mahkemeniz tarafından tanık olarak çağrılmış idim. Sağlık problemlerim nedeni ile duruşma tarihi olan 25/08/2015 tarihinde Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde ameliyat olacağım. Bu nedenle tanık olarak çağrıldığım duruşma gün ve saatinde mahkeme huzurunda hazır bulunabilmem mümkün değildir. Mazeretimin kabulü ile tanık beyanımın bir sonraki duruşma günü alınmasını talep ederim.

    Ek:

    Duruşma günü ameliyat olacağıma dair hastane yazısı.

    Varsa başka delillerinizi, eklerinizi de burada belirtin.

    Tanık

    Buraya isminizi ve soy isminizi yazınız.

    Buraya tarihi yazınız, 15/08/2015 gibi.

    Buraya imzanızı atınız.

  • Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi

    Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi

    Menfi tespit davası, bir kişinin gerçekte borçlu olmadığının tespit edilmesi amacıyla açılan ve borç ilişkilerine yönelik hukuki belirsizliği ortadan kaldırmayı hedefleyen dava türüdür. Uygulamada, haksız veya dayanaksız icra takibi başlatılması ya da borçlu olmadığı hâlde borçlu gibi gösterilmesi durumlarında menfi tespit davasına başvurulmaktadır. Bu kapsamda menfi tespit istemi talepli dava dilekçesi, davanın temelini oluşturan hukuki belgedir.

    Menfi tespit davası, icra takibinden önce açılabileceği gibi, icra takibi başlatıldıktan sonra da açılabilmektedir. İcra takibi devam ederken açılan davalarda, davacının icra tehdidi altında bulunduğu ve telafisi güç zararların doğabileceği hususu dilekçede özellikle belirtilmelidir. Bu hâllerde ihtiyati tedbir talep edilerek icra takibinin durdurulması da istenebilmektedir.

    Dava dilekçesinde, borcun hangi nedenlerle mevcut olmadığı açık ve net şekilde ortaya konulmalıdır. Borcun hiç doğmamış olması, sona ermiş bulunması, zamanaşımına uğraması veya ödeme ile ortadan kalkmış olması gibi hususlar somut delillerle desteklenmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmeler, ödeme belgeleri, banka kayıtları ve yazılı deliller dilekçeye eklenerek iddialar güçlendirilmelidir.

    Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davacıya aittir. Bu nedenle dava dilekçesinin hukuki dayanaklara uygun, açık ve tutarlı şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden taleplerin dilekçede açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, menfi tespit istemi talepli dava dilekçesi, kişinin borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlayan önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru ve etkin şekilde yürütülmesi adına, icra ve borçlar hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

    DAVACI                           :

    TC KİMLİK NUMARASI   :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                              :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

     DAVALI                           :

    ADRESİ                            :

     DAVA DEĞERİ               : …….. TL

    (Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

    KONU                                           : … İcra Müdürlüğü’nün …/… sayılı Takip Dosyasında 89/3’e dayalı Menfi Tespit İstemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                        : 

    1-) Davalı takip alacaklısı …  müvekkil … .‘ne, dava dışı takip borçlusu … ’nin müvekkil kendisi yaptığı sözleşmeden doğduğu iddia edilen … TL. alacağı için …/…/… tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi göndermiş, süresinde itiraz edilmemesi üzerine …/…/… tarihinde ikinci ihbarname tebliğ edilmiştir.(EK 1)

    2-) Müvekkilin takip borçlusu … ’ne söz edildiği gibi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkilin takip borçlusu dava dışı …  ile …/…/… tarihinde imzaladığı satım sözleşmesine (EK 2) konu 3 adet kamyonet ayıplı çıkmış bunun üzerine söz konusu sözleşme müvekkil  tarafından feshedilerek … aleyhine … Mahkemesi’nin …/… esas sayılı dosyasıyla tazminat davası açılmıştır. (EK 3) Açılmış olan bu tazminat davası …/…/… tarihinde sonuçlanmış ve ayıplı maldan doğan zararın dava dışı …  tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.

    3-) Açıkladığımız bu nedenlerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3. maddesinde belirtilen sürede müvekkilin takip borçlusu … .’ne borçlu olmadığının tespit edilmesi için işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 2004 S. K. m. 89.

    HUKUKİ DELİLLER                :

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimin dava dışı takip borçlusu … ’ne borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile dava değerinin % 20sinden aşağı olmamak üzere;  kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/…/…

    EKLER     :

    Davacı Vekili

    Av.

  • 150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi

    150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi

    Tapu siciline işlenen 150-C şerhi, taşınmaz üzerinde belirli hukuki kısıtlamaların bulunduğunu gösteren ve mülkiyet hakkının kullanımını sınırlayan önemli bir kayıttır. Bu şerh, genellikle ilgili mevzuat kapsamında kamu alacaklarının güvence altına alınması veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla tapu kaydına işlenmektedir. Ancak 150-C şerhinin dayanağının ortadan kalkması veya hukuki şartların sona ermesi hâlinde, şerhin kaldırılması talep edilebilir.

    150-C şerhinin kaldırılması talep dilekçesi hazırlanırken, öncelikle şerhin hangi gerekçeyle tapu siciline işlendiği tespit edilmelidir. Şerhe konu borcun tamamen ödenmiş olması, yükümlülüğün yerine getirilmesi, idari işlemin iptal edilmesi veya ilgili kurumun şerhin kaldırılmasına ilişkin yazı düzenlemesi, şerhin terkinini gerektiren başlıca sebepler arasında yer almaktadır. Bu hususların dilekçede açıkça belirtilmesi ve belgelerle desteklenmesi önem taşır.

    Dilekçede, taşınmaza ait ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri ile şerhin tapu kaydına işlendiği tarih net şekilde ifade edilmelidir. Ayrıca şerhin kaldırılmasını gerektiren hukuki ve fiili nedenler açıklanmalı; borcun ödendiğine dair makbuz, ilgili kurum yazısı veya mahkeme kararı gibi belgeler dilekçeye eklenmelidir. Eksik belge ile yapılan başvurular, işlemin uzamasına veya talebin reddine yol açabilmektedir.

    150-C şerhi, taşınmazın devri, ipoteğe konu edilmesi veya ekonomik değerinin kullanılması üzerinde doğrudan etkili olduğundan, şerhin hukuka aykırı şekilde devam etmesi mülkiyet hakkının ihlaline neden olabilir. Bu nedenle şerhin kaldırılması sürecinin dikkatle ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, 150-C şerhinin kaldırılması talep dilekçesi, tapu sicilinin doğru ve güncel tutulması açısından büyük önem taşır. Sürecin hızlı ve sorunsuz ilerlemesi adına, tapu ve gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi Örneği

    … GENEL İCRA MÜDÜRLÜĞÜ

    DOSYA NO : ……….. E.

    KONU : Tapu üzerindeki 150/C şerhinin kaldırılmasından ibarettir.

    AÇIKLAMALAR :

    1-) Alacaklı …………Anonim Şirketi tarafından borçlular ………………. Limited Şirketi ve……………….. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptığı, müdürlüğünüz ………….. Esas sayılı icra takip dosyasından yazılan müzekkere ile müdürlüğünüzce , Borçlu/malik …………….t Limited Şirketi adına kayıtlı aşağıda bilgileri yazılı olan gayrimenkul üzerine İİKm.150/C şerhi konulmuştur.

    2-) Tarafımızca………….-TL tahsil harcı müdürlüğünüz dosyasına yatırılmıştır. Borçlu ……………….Limited Şirketi adına kayıtlı ……………TAŞINMAZ üzerindeki İİK.m.150/C şerhinin kaldırılmasını saygılarımızla talep ederiz.

    ALACAKLI VEKİLİ
    Av…………

  • Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

    Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

    Vesayet davası, kısıtlanması talep edilen kişinin kişisel ve malvarlığı haklarının korunması amacıyla açılan önemli bir hukuk davasıdır. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca açılan bu davalarda, mahkemenin sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için tarafların iddia ve savunmalarını açık ve hukuki gerekçelere dayalı şekilde sunması gerekmektedir. Bu kapsamda vesayet davası cevap dilekçesi, davaya konu iddialara karşı savunmanın ortaya konulduğu temel belgedir.

    Vesayet davasında cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle kısıtlama talebinin dayandığı gerekçeler ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi sebeplerle açılan vesayet davalarında, iddiaların somut delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir. Kısıtlanması istenen kişinin günlük yaşamını sürdürebilme yeteneği, irade gücü ve sosyal ilişkileri savunmada önem arz eden hususlar arasında yer almaktadır.

    Cevap dilekçesinde, vesayet şartlarının oluşmadığı veya talebin ölçüsüz olduğu açıkça belirtilmelidir. Kişinin kendi işlerini görebilecek durumda olduğu, malvarlığını yönetebildiği ve hukuki işlem yapma ehliyetini ortadan kaldıracak bir durumun bulunmadığı somut olgularla ortaya konulmalıdır. Sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal çevreye ilişkin bilgiler dilekçede delil olarak sunulabilir.

    Vesayet davaları, kişilik haklarını ve temel özgürlükleri doğrudan etkileyen davalar olduğundan, mahkemenin vereceği karar büyük önem taşır. Bu nedenle cevap dilekçesinin açık, tutarlı ve hukuki dayanaklara uygun şekilde hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca, kısıtlamaya alternatif olarak daha hafif tedbirlerin uygulanabileceği hususu da savunmada ileri sürülebilir.

    Sonuç olarak, vesayet davası cevap dilekçesi, kişinin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Sürecin doğru ve etkili şekilde yürütülmesi adına, aile ve medeni hukuk alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Vesayet Davası Cevap Dilekçesi Örneği

    … SULH HUKUK MAHKEMESİNE

    DOSYA NO : E.

    KISITLI ADAYI :

    VEKİLİ :

    DAVACI :
    VEKİLİ :

    KONU : Davaya cevap ve delillerimizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR :

    Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında davacı, müvekkilin yaşı ve yaşadıkları gereği akıl sağlığının yerinde olmadığını, şahsi işlerini dahi yerine getiremediğini, kandırılmaya oldukça elverişli olduğunu, bu sebeplerle mal varlığını erittiğini öne sürerek davacı olarak kendisinin, müvekkile vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Davacı tarafın müvekkile vasi olma isteği haksız, maddi çıkar sağlamaya yönelik olup, kötü niyetlidir kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

    Davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil, kendi hayatını tek başına devam ettirecek akıl sağlığına sahip olup, herhangi bir fiziki engeli bulunmayan, dolayısıyla korunmaya ve bakıma muhtaç olmayan birisidir. Davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve tamamen soyut iddialardan ibarettir. Zira,

    Mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan ../../2022 tarihli müzekkere ile “..kısıtlı adayı ile vasi adayı arasında menfaat çatışması olup olmadığı ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasında sakınca olup olmadığı hususlarının araştırılmasının” istenilmesi üzerine, … İlçe Jandarma Komutanlığınca araştırma yapılmış ve ../../2022 tarihli tutanak ile “.. kısıtlı adayı ve vasi adayı arasında menfaat çatışmasının olduğu ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasının sakıncalı olduğu, uygun olmadığı ..” tespit edilmiştir.

    Yine mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan../../2022 tarihli müzekkere ile “..davacı ile kısıtlı adayı olan babası arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vasi olarak atanmasının sakıncalı olacağının tespit edilmesinin gerekçesinin bildirilmesi, kimlerden bilgi alındığının belirtilmesi, menfaat çatışmasının ne olduğu, hangi olaydaki menfaatlerinin çatıştığının tespit edilmesi..” istenilmiş olup, … İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan araştırma neticesinde düzenlenen ../../.2022 tarihli tutanak ile “……. Ve … isimli şahıslardan alınan bilgilere göre, şahıslar arasında çatışmanın baba ve oğul arasında meydana gelen miras paylaşımındaki anlaşmazlık sebebinden kaynaklandığı, kısıtlı adayı davalının şahsına ait bir araziyi bir derneğe bağışlaması sebebi ile davacının iş bu davayı açmış olabileceği, davalının akıl sağlığının yerinde olduğu, fiziki olarak bir engelinin olmadığı …” tespit edilmiştir.

    Mahkemenizce yaptırılan bu araştırmalardan açıkça anlaşılacağı üzere, davacı ile vekil eden davalı arasında miras paylaşımındaki anlaşmazlık nedeni ile menfaat çatışması bulunmakta olup, davacı, vekil edenin yurt dışında bulunmasını fırsat bilerek, vekil edeni fiili ve hukuki olarak etkisiz hale getirip, vekil edene ait menkul ve gayrimenkuller üzerinde serbestçe tasarruf etme amacıyla eldeki davayı ikame etmiştir. Üstelik davacının müvekkili sadece maddiyat olarak gördüğü, müvekkilden sürekli para koparmaya çalıştığı tüm çevrelerince bilinmektedir.Davacı yanın amacı vasi olmaktan çok uzaktır.

    Sayın mahkemenizce Sıhhi Kurul Raporu aldırılması için her ne kadar Elmalı Devlet Hastanesine yazı yazılmış ise de, müvekkil için tanzim edilecek olan Sıhhi Kurul Raporunun, Antalya’da konu ile ilgili uzmanlık alanı olan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınmasını talep ediyoruz. Vekil eden önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecek olup, vekil eden geldiğinde Sayın mahkemenize müracaat edilecek olup, konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekküllü bir hastahaneye sevkinin yapılmasını talep ediyoruz. Zira, davacının kötü niyeti ve eldeki davayı açmakla amaçladığı menfaati göz önünde bulundurulduğunda, davacının halihazırda yaşamakta olduğu ilçe dışında, bağlı olduğu ilde yer alan bir hastaneden rapor aldırılması maddi gerçeğe ulaşmak bakımından daha uygun olacaktır.

    Sonuç olarak, müvekkilin akıl sağlığı son derece yerinde, korunması ve bakımı için herhangi bir yardıma muhtaç olmadan kendi işlerini görebilecek durumdadır. Müvekkil, yılının bir kısmını Almanya’da bir kısmını ise Türkiye ‘de geçirecek kadar sağlıklı ve hareket özgürlüğüne de sahiptir. Sağlık yönünden birtakım tedaviler görmesi onun akıl sağlığının zayi olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca vekil eden adına kayıtlı malvarlıkları dikkate alındığında, sadece iki arazisini bağışlamış olması kendisini veya ailesini yoksulluğa düşüreceği sonucuna da varılamaz. Bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun, soyut iddialar ile kötü niyetli olarak açtığı davanın reddi gerekmektedir.

    HUKUKİ NEDENLER : TMK, TBK, HMK ve sair ilgili her türlü mevzuat

    DELİLLER :

    Nüfus Kayıtları,
    Tapu Kayıtları,
    Banka kayıtları,
    Bilirkişi,
    Sağlık Kurulu Raporu,
    Tanık,
    Yemin ve sair her türlü yasal delil.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya dair talep ve diğer yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

    Düzenlenecek Sıhhi Kurul Raporunun konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekkülü bir hastaneden aldırılmasını,
    Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
    Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.
    Saygılarımızla…/../..

    Kısıtlı Adayı Vekili
    Av.

  • Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi

    Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi

    Sıra cetveli, icra dosyasında satıştan elde edilen bedelin alacaklılar arasında hangi sıraya göre paylaştırılacağını gösteren önemli bir belgedir. İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca düzenlenen sıra cetveline karşı alacaklılar tarafından itiraz davası açılabilmektedir. Bu durumda davalı tarafın, sıra cetvelinin hukuka uygun şekilde düzenlendiğini ortaya koymak amacıyla sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesi sunması gerekmektedir.

    Cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle icra dosyası kapsamındaki alacakların türü, miktarı ve rüçhan durumları detaylı şekilde incelenmelidir. Alacağın imtiyazlı olup olmadığı, dayandığı belge, takip tarihi ve haciz sırası gibi hususlar, sıra cetvelinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Bu hususların mevzuata uygun şekilde tespit edilmesi, cevap dilekçesinin temelini oluşturur.

    Sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesinde, davacının itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı açıkça ortaya konulmalıdır. Alacağın geçerli olduğu, doğru sıraya alındığı ve cetvelin İcra ve İflas Kanunu hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği somut delillerle açıklanmalıdır. İlgili icra dosyası kayıtları, haciz tutanakları ve alacak belgeleri dilekçeye eklenerek savunma güçlendirilmelidir.

    Bu davalarda süreler büyük önem taşımaktadır. Süresinde sunulmayan veya eksik düzenlenen cevap dilekçeleri, davalı aleyhine sonuçlar doğurabilir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden de taleplerin dilekçede açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesi, alacaklının hakkını koruyan ve icra hukukuna ilişkin teknik bilgileri içeren önemli bir hukuki metindir. Sürecin doğru ve etkin şekilde yürütülmesi adına, icra hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi Örneği

    ……….İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE

    Dosya No:

    DAVALI:

    VEKİLİ:

    DAVACI:

    VEKİLİ:

    KONU: Dava dilekçesine karşı cevaplarımızın ve delillerimizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR:

    USUL YÖNÜNDEN BEYANLARIMIZ:

    Sayın Mahkemeniz huzurunda görülmekte olan işbu sıra cetveline itiraz davasının, aynı alacağa ilişkin yine Mahkemeniz … E. Sayılı dosyasında görülmekte olan aynı tarihli sıra cetveline itiraz dosyası ile birleştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira gerek Sayın Mahkemeniz huzurundaki işbu dava ve gerekse Mahkemenizin … E. Sayılı dava dosyası incelendiğinde her iki davanın da … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasından … tarihinde düzenlenmiş olan sıra ve derece kararına yönelik davalar olduğu görülecektir.

    Bu sebeple Mahkemeniz huzurunda aynı sıra ve derece kararına yönelik olarak açılmış davalardan … E. Sayılı dosyasında görülmekte olan davasının, … E. Sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinde devam edilmesine karar verilmesini talep ediyoruz.

    ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ:

    Öncelikle davacı tarafın itirazlarının yasal süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının tespitini ve süresinde yapılmadığının tespiti halinde itirazlarının reddini talep ediyoruz. 

    Davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

    Dava dışı … A.Ş. ile yine dava dışı … A.Ş. arasında akdedilmiş ve dava konusu taşınmaz maliki …’ün de müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmeleri uyarınca krediler kullandırılmıştır. Kullandırılmış olan kredilerden kaynaklanan borçların geri ödemesinde temerrüde düşen şirket ve kefillerine hesap kat ihtarnameleri keşide edilerek kredi borçlarının ödenmesi ihtar edilmişse de ihtara rağmen borçlar ödenmemiştir.

    İhtara rağmen kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle, alacağını müvekkil şirkete temlik eden dava dışı alacaklı … A.Ş. tarafından fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak … TL tutarındaki alacağın tahsili istemiyle, dava dışı borçlunun da yer aldığı tüm borçlular aleyhine ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyasından esas takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiştir.

    Borçlular hakkında başlatılan icra takibine müteakip dava dışı alacaklı … A.Ş. ile müvekkil … Varlık Yönetim A.Ş. arasında akdedilen … Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye sayılı Alacak Temlik Sözleşmesi hükümleri uyarınca alacaklı dava dışı … A.Ş.’nin dava dışı … A.Ş.’den olan tüm alacak hakları, alacağın tahsiline yönelik her türlü resmi mercie ve yasal yollara başvurma hakları da dahil olmak üzere müvekkil … Varlık Yönetim A.Ş.’ne devir ve temlik edilmiştir.

    Konu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra takibinde … Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan … tarihli müzekkere ile dava dışı borçlu … adına kayıtlı tüm taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz şerhi işlenmesi talep edilmiş ve ilgili tapu müdürlüğünce dava konusu dava dışı … adına kayıtlı … İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … ve … payı üzerinde … tarih ve … yevmiye no ile ihtiyati haciz tesisi işlemi yapılmıştır. Konu taşınmazın … hissesi üzerindeki haczimiz konulduğu tarihte 2. Sırada, … hissesi üzerindeki haczimiz ise, konulduğu tarihte 1. Sıradadır.

    Davacı tarafından başlatılan … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra takip dosyasından dava dışı …adına kayıtlı dava konusu … İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … payına ve … payına konulmuş olan haczin tarihi ise …’dür. Buna göre davacı taraf haczi tapu kaydından da açıkça görüleceği üzere … Sıradadır. DOLAYISI İLE DAVACI TARAFIN İLERİ SÜRDÜĞÜ DAVACIDAN ÖNCE BAŞKACA BİR ALACAKLININ HACZİNİN BULUNMADIĞI İDDİASI MESNETSİZ VE GERÇEĞE AYKIRIDIR.

    Davacı tarafın alacaklısı olduğu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra dosyasına … tarihinde açmış olduğu talepte dava dışı borçlu … adına kayıtlı … İli, … Bölge, … Mıntıka, … parsel, … cilt, … sayfa noda kayıtlı taşınmaz üzerine haciz şerhi konması talep edilmiş ancak dava konusu taşınmaz hisselerine (… İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … ve …) haciz şerhi konması talep edilmemiştir. Davacı tarafça ilgili tapu sicil müdürlüğüne gönderilmiş olan  … tarihli müzekkereye verilen cevabi yazıda … tarihli yazıya istinaden dava konusu taşınmazlar üzerine haciz konduğu, … yılında ise, konu taşınmazların isim ve T.C. ile yapılan sorgulamaya rağmen tespit edilemediğinden bahisle haciz şerhi işlenemediği bildirilmiştir.

    Devam eden süreçte dava konusu taşınmaz hisseleri dava dışı alacaklıya ait … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyasından satışa çıkartılmış ve … tarihinde satılmıştır. Satıştan kalan meblağ müvekkil şirketin alacaklısı olduğu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyası haczinin 1. Sırada olması sebebiyle sıra cetveli yapılmak üzere işbu icra dosyasına gönderilmiştir. Davaya konu taşınmaz hisseleri üzerindeki haciz sırası değerlendirildiğinde müvekkil şirket alacağı birinci sırada yer almakta olup yapılmış olan sıra cetvelinde iptal edilecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.

    HUKUKİ SEBEPLER: İİK., HMK. ve ilgili sair yasal mevzuat.

    DELİLLER : İcra takip dosyaları, tapu kayıtları, icra dosyaları, bilirkişi incelemesi ve sair her türlü yasal delil. Karşı delil sunma hakkımız saklıdır.

    İSTEM VE SONUÇ: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla;

    1. Sayın Mahkemeniz huzurundaki işbu dava dosyasının, yine Mahkemenizin … E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın mahkemeniz … Es. sayılı dosyası üzerinden devamına,
    2. Davacının sıra ve derece kararına yapmış olduğu itirazın reddine,
    3. … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasından düzenlenmiş olan sıra ve derece kararının kabulüne,
    4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi arz ve talep ederiz.

    Saygılarımızla,

    Davalı Vekili

  • Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi, taşınmazlara ilişkin ayni ve şahsi hakların tesisi, değiştirilmesi veya terkin edilmesi amacıyla yapılan resmi başvurularda kullanılan hukuki bir belgedir. Tapu işlemlerinin hukuka uygun ve eksiksiz şekilde gerçekleştirilebilmesi için başvurunun usulüne uygun hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Bu dilekçeler, tapu kayıtlarında yapılacak işlemlerin dayanağını oluşturmaktadır.

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne sunulacak başvuru dilekçesinde, talep edilen işlemin açık ve net şekilde belirtilmesi gerekir. Satış, bağış, intikal, düzeltme, şerh, ipotek veya terkin gibi işlemlerden hangisinin talep edildiği dilekçede açıkça ifade edilmelidir. Ayrıca taşınmaza ait ada, parsel, bağımsız bölüm bilgileri ile tarafların kimlik ve iletişim bilgilerine yer verilmesi zorunludur.

    Başvuru dilekçesine, talep edilen işleme göre değişiklik göstermekle birlikte, tapu senedi örneği, kimlik fotokopisi, vekâletname, vergi borcu bulunmadığına dair belge veya mahkeme kararı gibi evrakların eklenmesi gerekebilir. Eksik belge ile yapılan başvurular, işlemlerin uzamasına veya başvurunun reddine neden olabilmektedir. Bu nedenle dilekçe eklerinin dikkatle hazırlanması önem arz eder.

    Tapu Sicil Müdürlüğü, yapılan başvuruyu mevzuat hükümleri çerçevesinde inceleyerek gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığını değerlendirir. Başvurunun kabul edilmesi hâlinde, talep edilen işlem tapu siciline tescil edilir veya gerekli şerhler düşülür. Tapu işlemleri, mülkiyet hakkını doğrudan etkilediğinden, yapılacak en küçük hata dahi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

    Sonuç olarak, Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi, taşınmaz işlemlerinin güvenli ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin sorunsuz ilerlemesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, tapu ve gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.



    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe Örneği

    (…)TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ’NE,

    BAŞVURAN                   :

    VEKİLİ :

    ADRES                                       :

    KONU                                           : Tapuda …. Parsel, …. Pafta, …..Ada, ………….. adreste bulunan taşınmazın tapu kaydında yer alan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                           

    1-Müvekkilimiz …./…/… tarihinde yapılan satım akdi ile tapuda …. Parsel, …. Pafta, …..Ada, ………….. adreste kain olan taşınmazı … …’dan satın almıştır.

    2-…./…/…tarihinde gerçekleşen satım akdi ve tapuda yapılan işlemler sonucunda taşınmazın yeni maliki müvekkilimiz olmuştur.Ancak, tapuda söz konusu taşınmaza yönelik yapılan işlem sırasında müvekkilimizin ismi yanlış yazılmış olup, bahse konu yanlışlık müvekkile ……Belediyesi’nden …./…./… tarihinde gönderilen emlak vergisi burcunun tebliği sırasında fark edilmiştir.

    3-Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilin tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesini saygıyla talep ederiz. ……/……../……

                                                                                                                       …….Vekili

    Av.

  • Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Sunumu

    Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Sunumu

    Yargılama süreci devam ederken dava konusu uyuşmazlığın ortadan kalkması hâlinde, davanın konusuz kaldığının mahkemeye bildirilmesi gerekmektedir. Davanın konusuz kalması; borcun ifa edilmesi, taraflar arasında sulh sağlanması, dava konusu işlemin idare tarafından geri alınması veya hukuki durumun değişmesi gibi nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu gibi durumlarda, davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe sunumu yapılarak mahkemeden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilir.

    Davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe hazırlanırken, uyuşmazlığın hangi sebeple ortadan kalktığı açık ve net şekilde belirtilmelidir. Dava konusu borcun ödendiği, talep edilen hakkın yerine getirildiği ya da davaya konu işlemin geçerliliğini yitirdiği hususları, dilekçede somut delillerle desteklenmelidir. Ödeme belgeleri, sulh protokolü, idari işlemin geri alındığına dair karar veya resmi yazılar dilekçeye eklenerek talep güçlendirilmelidir.

    Mahkeme, davanın konusuz kaldığını tespit ettiğinde, esas hakkında inceleme yapmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmeder. Bu aşamada yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hangi tarafa yükletileceği, davanın konusuz kalmasına sebep olan tarafın kusur durumuna göre belirlenmektedir. Bu nedenle dilekçede, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden açık talepte bulunulması önem taşır.

    Davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe sunumu, usul hukuku açısından dikkatle ele alınması gereken bir süreçtir. Dilekçenin eksik veya hatalı hazırlanması, yargılama giderleri bakımından aleyhe sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple sürecin, alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.



    Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Örneği

    ANTALYA …………….TÜKETİCİ MAHKEMESİ’NE

    DOSYA NO : …………….. E.

    DAVACI : ………….

    VEKİLLERİ : Av…………….

    DAVALI : …………………..

    KONU : Davanın konusuz kaldığının bildirilmesinden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR :

    Yukarıda dosya numarası ve tarafları belirtilen dosyaya ilişkin olarak, taraflar arasında protokol imzalanmış olup borçlu/davalı tarafça ilgili icra dosyasına ödeme taahhüdü verilmiştir.

    Bu kapsamda, her neviden talep, dava ve şikayet hakkımız saklı kalmak kaydıyla, ödeme taahhüdü alındığı için davanın konusuz kaldığını beyan ederiz.

    Davalıların yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığına ilişkin dilekçesi de dosyada mevcuttur.

    Saygılarımızla.

    SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davanın konusuz kaldığını bildirir gereğinin yapılmasını vekâleten arz ve talep ederiz.

    Davacı Vekilleri
    Av…………………

  • İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi

    İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi

    İstinaf başvurusu, ilk derece mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla başvurulan önemli bir kanun yoludur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararlar ise, belirli şartların varlığı hâlinde itiraza konu edilebilmektedir. Bu kapsamda, istinaf başvurusunun reddine kararına karşı itiraz dilekçesi hazırlanarak yetkili mercie başvurulması mümkündür.

    İstinaf başvurusunun reddi kararına karşı yapılacak itirazda, öncelikle ret kararının hangi hukuki gerekçelere dayandığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Ret kararının usule ilişkin olması, süre aşımı iddiasına dayanması veya başvurunun esastan incelenmeden reddedilmesi hâllerinde, itiraz dilekçesinde bu hususların hukuka aykırılığı açıkça ortaya konulmalıdır. Özellikle başvuru süresinin doğru hesaplanmaması veya usule ilişkin eksik değerlendirmeler, itirazın kabul edilmesine dayanak oluşturabilir.

    İtiraz dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu somut gerekçelerle belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılıklar, delillerin değerlendirilmesindeki hatalar ve usul hükümlerine aykırılıklar açık bir şekilde ifade edilmelidir. Ayrıca itirazın yasal dayanakları ve ilgili mevzuat hükümlerine de dilekçede yer verilmelidir.

    İstinaf başvurusunun reddine karşı itiraz süresi sınırlı olup, bu sürenin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle dilekçenin süresi içinde ve usulüne uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Eksik veya hatalı düzenlenen itiraz dilekçeleri, başvurunun esastan incelenmeden reddine yol açabilir.

    Sonuç olarak, istinaf başvurusunun reddine kararına karşı itiraz dilekçesi, kanun yollarının etkin şekilde kullanılabilmesi açısından önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.



    İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi Örneği

    …. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

    Gönderilmek Üzere

                                                      … CEZA DAİRESİ’NE,

    DOSYA NO                                  : …/…

    İTİRAZ İSTEMİNDE

    BULUNAN SANIK                    :

    SAVUNMA:

    ADRESİ                                       :

    SUÇ                                               :

    SUÇ TARİHİ                               : …/…/…

    KARAR TARİHİ                        : …/…/…

    KONU                                           : …Ceza Dairesi’nin …/…/… gün …/… E. …/… K. sayılı kararına itiraz istemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                       :

    1-) Dairenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyanın incelenmesinde;  süre yönünden zamanında yapılmayan istinaf başvurumuzun reddine dair karar verilmiştir.

    2-) Dairenizin yukarıda numarası yazılı kararının eksik inceleme sonucu alındığı, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatindeyiz.

    3-) Bu nedenle iş bu itiraz dilekçesini ……. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere, mahkemenize sunmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, red kararına itirazlarımızın değerlendirilmesi için, itiraz dilekçemizin …. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere,  kabulüne karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. …/…/…

                                                                                                                                                                İtiraz Eden Sanık Müdafii

                                                                                                                                                       İle ilgili.

  • Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

    Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenmiş olup, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu mağdurun yaralanmasına sebebiyet vermesi hâlinde oluşmaktadır. Bu suçta failin kasten hareket etmemesi, ancak gerekli dikkat ve özeni göstermemesi esas alınmaktadır. Taksirle yaralama suçuna ilişkin savunma dilekçesi, olayın oluş şeklinin ve kusur durumunun doğru şekilde ortaya konulması açısından büyük önem taşır.

    Savunma dilekçesi hazırlanırken öncelikle olayın meydana geliş biçimi detaylı şekilde ele alınmalıdır. Sanığın olay sırasında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, meydana gelen sonucun öngörülebilir olup olmadığı ve sanığın kusur oranı somut delillerle değerlendirilmelidir. Özellikle trafik kazalarına dayalı taksirle yaralama suçlarında, bilirkişi raporları, kamera kayıtları ve tanık beyanları savunmanın temel dayanaklarını oluşturmaktadır.

    Taksirle yaralama suçunda kusurun tamamen sanığa yüklenmesi her zaman mümkün değildir. Mağdurun kendi kusurlu davranışı, üçüncü kişilerin etkisi veya mücbir sebep hâlleri, sanığın cezai sorumluluğunu azaltabilecek ya da ortadan kaldırabilecek unsurlar arasında yer alır. Bu hususların savunma dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve delillerle desteklenmesi gerekmektedir.

    Savunma dilekçesinde ayrıca, olay sonrası sanığın tutum ve davranışları da değerlendirilmelidir. Sanığın mağdura yardım etmesi, zararın giderilmesi yönünde çaba göstermesi ve pişmanlık duyması, lehe takdiri indirim nedenleri arasında dikkate alınabilir. Bununla birlikte, sanığın sabıkasız olması ve sosyal durumu da savunmada vurgulanabilecek hususlar arasındadır.

    Sonuç olarak, taksirle yaralama suçu savunma dilekçesi, olayın tüm yönleriyle ele alındığı, kusur durumunun adil şekilde değerlendirildiği ve sanık lehine olan hususların açıkça ortaya konulduğu bir hukuki metin olmalıdır. Bu sürecin, ceza hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem arz etmektedir.



    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

    DOSYA : 2020/.. E.

    SANIK :

    VEKİLİ :

    KATILAN :

    VEKİLİ :

    KONU : Beyan dilekçesi

    AÇIKLAMALAR :

    Ekli vekaletname uyarınca sanık vekili bulunmaktayız.

    1-Müvekkil hakkında Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma Suçundan .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. Sayılı dosyası ile açılan kamu davasında mahkemeniz, müvekkilin 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. İşbu kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi .. Ceza Dairesi.././2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/… K. Sayılı ilamı ile dosyanın, “Basit Yargılama Usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” bulunduğu gerekçesiyle .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. – 2019/.. K. Sayılı kararının BOZULMASINA karar vermiştir.

    2-Dava konusu kaza, müvekkil 16.04.2018 tarihinde aracı ile Liman Mahallesi Akdeniz Bulvarı istikametinde ilerlemekteyken katılan Gülşat YÜCEL’in bisikleti ile müvekkilin önüne aniden çıkması suretiyle gerçekleşmiştir.

    3-Davaya konu olay ile ilgili olarak her ne kadar 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 28/08/2019 tarihli Adli Tıp raporunda müvekkilin tali kusurlu olduğundan bahsedilmişse de tanzim edilen raporlara bu yönüyle katılmıyoruz. Müvekkil kaza anı ve öncesinde üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Dolayısıyla olayda kusuru bulunmamaktadır.

    Bu hususta mahkemenizce verilen 26.12.2019 tarihli kararda “…katılanın banket üzerinden seyirle yaya geçidine gelip kısa mesafeden sol tarafa dönüş manevrası ile yolun karşı tarafına KONTROLSÜZCE geçmeye çalışması neticesi sol gerisinden gelen sanık sürücü idaresindeki otomobilin seyir istikametini kapatarak kazaya neden olması …” şeklinde gerekçe gösterilerek katılanın asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Dikkat edileceği üzere katılanın sola dönüş hareketinin kontrolsüz ve müvekkil tarafından öngörülemez olduğu hem tanzim edilen raporlarca hem de mahkemenizce kabul edilmiştir. Hal böyleyken, MÜVEKKİLİN ARAÇLA SEYİR HALİNDEYKEN YAYA GEÇİDİNE YAKLAŞMIŞ OLMASI SEBEBİYLE KANUNİ SINIRLAR DÜZEYİNDE YAVAŞLAMIŞ OLDUĞU ve tüm dikkatini yola vermiş olduğu; katılanın ise gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kontrolsüzce yola girdiği göz önünde bulundurulduğu takdirde müvekkile kusur yüklenmesi yanlıştır. Kazanın oluşumunda hiçbir kast ve kusuru olmayan müvekkilin BERAATİNE karar verilmelidir.

    4- Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca kaza dolayısıyla meydana gelen zarara bizzat katılanın kendi kusuru sebebiyet vermiştir. Hal böyleyken müvekkilin, katılanın uğramış olduğu zararları gidermek gibi bir yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla müvekkil hakkında HAGB hükümlerinin uygulanmasında bir sakınca yoktur.

    5- Tüm bu açıklamış olduğumuz nedenler doğrultusunda müvekkil hakkında mahkemenizce verilmiş olan 3.360 TL ADLİ PARA CEZASI kaldırılarak müvekkilin beraatına karar verilmelidir. Mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanız hakkında verilen … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin
    ../../2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı ve diğer lehe kanun hükümleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda ayrıntısı ile açıklamış olduğumuz ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkil hakkında verilen ADLİ PARA CEZASInın kaldırılarak BERAATINA karar verilmesini aksi takdirde .. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin../..2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı, HAGB ve diğer lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Saygılarımızla.09.02.2021

    Sanık Müfadi
    Av.