Blog

  • Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi

    Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi

    Sıra cetveli, icra dosyasında satıştan elde edilen bedelin alacaklılar arasında hangi sıraya göre paylaştırılacağını gösteren önemli bir belgedir. İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca düzenlenen sıra cetveline karşı alacaklılar tarafından itiraz davası açılabilmektedir. Bu durumda davalı tarafın, sıra cetvelinin hukuka uygun şekilde düzenlendiğini ortaya koymak amacıyla sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesi sunması gerekmektedir.

    Cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle icra dosyası kapsamındaki alacakların türü, miktarı ve rüçhan durumları detaylı şekilde incelenmelidir. Alacağın imtiyazlı olup olmadığı, dayandığı belge, takip tarihi ve haciz sırası gibi hususlar, sıra cetvelinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Bu hususların mevzuata uygun şekilde tespit edilmesi, cevap dilekçesinin temelini oluşturur.

    Sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesinde, davacının itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı açıkça ortaya konulmalıdır. Alacağın geçerli olduğu, doğru sıraya alındığı ve cetvelin İcra ve İflas Kanunu hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği somut delillerle açıklanmalıdır. İlgili icra dosyası kayıtları, haciz tutanakları ve alacak belgeleri dilekçeye eklenerek savunma güçlendirilmelidir.

    Bu davalarda süreler büyük önem taşımaktadır. Süresinde sunulmayan veya eksik düzenlenen cevap dilekçeleri, davalı aleyhine sonuçlar doğurabilir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden de taleplerin dilekçede açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, sıra cetveline itiraz davasında cevap dilekçesi, alacaklının hakkını koruyan ve icra hukukuna ilişkin teknik bilgileri içeren önemli bir hukuki metindir. Sürecin doğru ve etkin şekilde yürütülmesi adına, icra hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Sıra Cetveline İtiraz Davasında Cevap Dilekçesi Örneği

    ……….İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE

    Dosya No:

    DAVALI:

    VEKİLİ:

    DAVACI:

    VEKİLİ:

    KONU: Dava dilekçesine karşı cevaplarımızın ve delillerimizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR:

    USUL YÖNÜNDEN BEYANLARIMIZ:

    Sayın Mahkemeniz huzurunda görülmekte olan işbu sıra cetveline itiraz davasının, aynı alacağa ilişkin yine Mahkemeniz … E. Sayılı dosyasında görülmekte olan aynı tarihli sıra cetveline itiraz dosyası ile birleştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira gerek Sayın Mahkemeniz huzurundaki işbu dava ve gerekse Mahkemenizin … E. Sayılı dava dosyası incelendiğinde her iki davanın da … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasından … tarihinde düzenlenmiş olan sıra ve derece kararına yönelik davalar olduğu görülecektir.

    Bu sebeple Mahkemeniz huzurunda aynı sıra ve derece kararına yönelik olarak açılmış davalardan … E. Sayılı dosyasında görülmekte olan davasının, … E. Sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinde devam edilmesine karar verilmesini talep ediyoruz.

    ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ:

    Öncelikle davacı tarafın itirazlarının yasal süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının tespitini ve süresinde yapılmadığının tespiti halinde itirazlarının reddini talep ediyoruz. 

    Davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

    Dava dışı … A.Ş. ile yine dava dışı … A.Ş. arasında akdedilmiş ve dava konusu taşınmaz maliki …’ün de müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmeleri uyarınca krediler kullandırılmıştır. Kullandırılmış olan kredilerden kaynaklanan borçların geri ödemesinde temerrüde düşen şirket ve kefillerine hesap kat ihtarnameleri keşide edilerek kredi borçlarının ödenmesi ihtar edilmişse de ihtara rağmen borçlar ödenmemiştir.

    İhtara rağmen kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle, alacağını müvekkil şirkete temlik eden dava dışı alacaklı … A.Ş. tarafından fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak … TL tutarındaki alacağın tahsili istemiyle, dava dışı borçlunun da yer aldığı tüm borçlular aleyhine ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyasından esas takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiştir.

    Borçlular hakkında başlatılan icra takibine müteakip dava dışı alacaklı … A.Ş. ile müvekkil … Varlık Yönetim A.Ş. arasında akdedilen … Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye sayılı Alacak Temlik Sözleşmesi hükümleri uyarınca alacaklı dava dışı … A.Ş.’nin dava dışı … A.Ş.’den olan tüm alacak hakları, alacağın tahsiline yönelik her türlü resmi mercie ve yasal yollara başvurma hakları da dahil olmak üzere müvekkil … Varlık Yönetim A.Ş.’ne devir ve temlik edilmiştir.

    Konu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra takibinde … Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan … tarihli müzekkere ile dava dışı borçlu … adına kayıtlı tüm taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz şerhi işlenmesi talep edilmiş ve ilgili tapu müdürlüğünce dava konusu dava dışı … adına kayıtlı … İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … ve … payı üzerinde … tarih ve … yevmiye no ile ihtiyati haciz tesisi işlemi yapılmıştır. Konu taşınmazın … hissesi üzerindeki haczimiz konulduğu tarihte 2. Sırada, … hissesi üzerindeki haczimiz ise, konulduğu tarihte 1. Sıradadır.

    Davacı tarafından başlatılan … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra takip dosyasından dava dışı …adına kayıtlı dava konusu … İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … payına ve … payına konulmuş olan haczin tarihi ise …’dür. Buna göre davacı taraf haczi tapu kaydından da açıkça görüleceği üzere … Sıradadır. DOLAYISI İLE DAVACI TARAFIN İLERİ SÜRDÜĞÜ DAVACIDAN ÖNCE BAŞKACA BİR ALACAKLININ HACZİNİN BULUNMADIĞI İDDİASI MESNETSİZ VE GERÇEĞE AYKIRIDIR.

    Davacı tarafın alacaklısı olduğu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı icra dosyasına … tarihinde açmış olduğu talepte dava dışı borçlu … adına kayıtlı … İli, … Bölge, … Mıntıka, … parsel, … cilt, … sayfa noda kayıtlı taşınmaz üzerine haciz şerhi konması talep edilmiş ancak dava konusu taşınmaz hisselerine (… İli, … İlçesi, … mahallesi, … ada, … parsel olan taşınmazın … ve …) haciz şerhi konması talep edilmemiştir. Davacı tarafça ilgili tapu sicil müdürlüğüne gönderilmiş olan  … tarihli müzekkereye verilen cevabi yazıda … tarihli yazıya istinaden dava konusu taşınmazlar üzerine haciz konduğu, … yılında ise, konu taşınmazların isim ve T.C. ile yapılan sorgulamaya rağmen tespit edilemediğinden bahisle haciz şerhi işlenemediği bildirilmiştir.

    Devam eden süreçte dava konusu taşınmaz hisseleri dava dışı alacaklıya ait … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyasından satışa çıkartılmış ve … tarihinde satılmıştır. Satıştan kalan meblağ müvekkil şirketin alacaklısı olduğu … İcra Müdürlüğü’nün … Es. sayılı dosyası haczinin 1. Sırada olması sebebiyle sıra cetveli yapılmak üzere işbu icra dosyasına gönderilmiştir. Davaya konu taşınmaz hisseleri üzerindeki haciz sırası değerlendirildiğinde müvekkil şirket alacağı birinci sırada yer almakta olup yapılmış olan sıra cetvelinde iptal edilecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.

    HUKUKİ SEBEPLER: İİK., HMK. ve ilgili sair yasal mevzuat.

    DELİLLER : İcra takip dosyaları, tapu kayıtları, icra dosyaları, bilirkişi incelemesi ve sair her türlü yasal delil. Karşı delil sunma hakkımız saklıdır.

    İSTEM VE SONUÇ: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla;

    1. Sayın Mahkemeniz huzurundaki işbu dava dosyasının, yine Mahkemenizin … E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın mahkemeniz … Es. sayılı dosyası üzerinden devamına,
    2. Davacının sıra ve derece kararına yapmış olduğu itirazın reddine,
    3. … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasından düzenlenmiş olan sıra ve derece kararının kabulüne,
    4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi arz ve talep ederiz.

    Saygılarımızla,

    Davalı Vekili

  • Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi, taşınmazlara ilişkin ayni ve şahsi hakların tesisi, değiştirilmesi veya terkin edilmesi amacıyla yapılan resmi başvurularda kullanılan hukuki bir belgedir. Tapu işlemlerinin hukuka uygun ve eksiksiz şekilde gerçekleştirilebilmesi için başvurunun usulüne uygun hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Bu dilekçeler, tapu kayıtlarında yapılacak işlemlerin dayanağını oluşturmaktadır.

    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne sunulacak başvuru dilekçesinde, talep edilen işlemin açık ve net şekilde belirtilmesi gerekir. Satış, bağış, intikal, düzeltme, şerh, ipotek veya terkin gibi işlemlerden hangisinin talep edildiği dilekçede açıkça ifade edilmelidir. Ayrıca taşınmaza ait ada, parsel, bağımsız bölüm bilgileri ile tarafların kimlik ve iletişim bilgilerine yer verilmesi zorunludur.

    Başvuru dilekçesine, talep edilen işleme göre değişiklik göstermekle birlikte, tapu senedi örneği, kimlik fotokopisi, vekâletname, vergi borcu bulunmadığına dair belge veya mahkeme kararı gibi evrakların eklenmesi gerekebilir. Eksik belge ile yapılan başvurular, işlemlerin uzamasına veya başvurunun reddine neden olabilmektedir. Bu nedenle dilekçe eklerinin dikkatle hazırlanması önem arz eder.

    Tapu Sicil Müdürlüğü, yapılan başvuruyu mevzuat hükümleri çerçevesinde inceleyerek gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığını değerlendirir. Başvurunun kabul edilmesi hâlinde, talep edilen işlem tapu siciline tescil edilir veya gerekli şerhler düşülür. Tapu işlemleri, mülkiyet hakkını doğrudan etkilediğinden, yapılacak en küçük hata dahi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

    Sonuç olarak, Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi, taşınmaz işlemlerinin güvenli ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin sorunsuz ilerlemesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, tapu ve gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.



    Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Başvuru Dilekçe Örneği

    (…)TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ’NE,

    BAŞVURAN                   :

    VEKİLİ :

    ADRES                                       :

    KONU                                           : Tapuda …. Parsel, …. Pafta, …..Ada, ………….. adreste bulunan taşınmazın tapu kaydında yer alan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                           

    1-Müvekkilimiz …./…/… tarihinde yapılan satım akdi ile tapuda …. Parsel, …. Pafta, …..Ada, ………….. adreste kain olan taşınmazı … …’dan satın almıştır.

    2-…./…/…tarihinde gerçekleşen satım akdi ve tapuda yapılan işlemler sonucunda taşınmazın yeni maliki müvekkilimiz olmuştur.Ancak, tapuda söz konusu taşınmaza yönelik yapılan işlem sırasında müvekkilimizin ismi yanlış yazılmış olup, bahse konu yanlışlık müvekkile ……Belediyesi’nden …./…./… tarihinde gönderilen emlak vergisi burcunun tebliği sırasında fark edilmiştir.

    3-Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilin tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesini saygıyla talep ederiz. ……/……../……

                                                                                                                       …….Vekili

    Av.

  • Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Sunumu

    Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Sunumu

    Yargılama süreci devam ederken dava konusu uyuşmazlığın ortadan kalkması hâlinde, davanın konusuz kaldığının mahkemeye bildirilmesi gerekmektedir. Davanın konusuz kalması; borcun ifa edilmesi, taraflar arasında sulh sağlanması, dava konusu işlemin idare tarafından geri alınması veya hukuki durumun değişmesi gibi nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu gibi durumlarda, davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe sunumu yapılarak mahkemeden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilir.

    Davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe hazırlanırken, uyuşmazlığın hangi sebeple ortadan kalktığı açık ve net şekilde belirtilmelidir. Dava konusu borcun ödendiği, talep edilen hakkın yerine getirildiği ya da davaya konu işlemin geçerliliğini yitirdiği hususları, dilekçede somut delillerle desteklenmelidir. Ödeme belgeleri, sulh protokolü, idari işlemin geri alındığına dair karar veya resmi yazılar dilekçeye eklenerek talep güçlendirilmelidir.

    Mahkeme, davanın konusuz kaldığını tespit ettiğinde, esas hakkında inceleme yapmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmeder. Bu aşamada yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hangi tarafa yükletileceği, davanın konusuz kalmasına sebep olan tarafın kusur durumuna göre belirlenmektedir. Bu nedenle dilekçede, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden açık talepte bulunulması önem taşır.

    Davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe sunumu, usul hukuku açısından dikkatle ele alınması gereken bir süreçtir. Dilekçenin eksik veya hatalı hazırlanması, yargılama giderleri bakımından aleyhe sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple sürecin, alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.



    Davanın Konusuz Kaldığına İlişkin Dilekçe Örneği

    ANTALYA …………….TÜKETİCİ MAHKEMESİ’NE

    DOSYA NO : …………….. E.

    DAVACI : ………….

    VEKİLLERİ : Av…………….

    DAVALI : …………………..

    KONU : Davanın konusuz kaldığının bildirilmesinden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR :

    Yukarıda dosya numarası ve tarafları belirtilen dosyaya ilişkin olarak, taraflar arasında protokol imzalanmış olup borçlu/davalı tarafça ilgili icra dosyasına ödeme taahhüdü verilmiştir.

    Bu kapsamda, her neviden talep, dava ve şikayet hakkımız saklı kalmak kaydıyla, ödeme taahhüdü alındığı için davanın konusuz kaldığını beyan ederiz.

    Davalıların yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığına ilişkin dilekçesi de dosyada mevcuttur.

    Saygılarımızla.

    SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davanın konusuz kaldığını bildirir gereğinin yapılmasını vekâleten arz ve talep ederiz.

    Davacı Vekilleri
    Av…………………

  • İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi

    İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi

    İstinaf başvurusu, ilk derece mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla başvurulan önemli bir kanun yoludur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararlar ise, belirli şartların varlığı hâlinde itiraza konu edilebilmektedir. Bu kapsamda, istinaf başvurusunun reddine kararına karşı itiraz dilekçesi hazırlanarak yetkili mercie başvurulması mümkündür.

    İstinaf başvurusunun reddi kararına karşı yapılacak itirazda, öncelikle ret kararının hangi hukuki gerekçelere dayandığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Ret kararının usule ilişkin olması, süre aşımı iddiasına dayanması veya başvurunun esastan incelenmeden reddedilmesi hâllerinde, itiraz dilekçesinde bu hususların hukuka aykırılığı açıkça ortaya konulmalıdır. Özellikle başvuru süresinin doğru hesaplanmaması veya usule ilişkin eksik değerlendirmeler, itirazın kabul edilmesine dayanak oluşturabilir.

    İtiraz dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu somut gerekçelerle belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılıklar, delillerin değerlendirilmesindeki hatalar ve usul hükümlerine aykırılıklar açık bir şekilde ifade edilmelidir. Ayrıca itirazın yasal dayanakları ve ilgili mevzuat hükümlerine de dilekçede yer verilmelidir.

    İstinaf başvurusunun reddine karşı itiraz süresi sınırlı olup, bu sürenin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle dilekçenin süresi içinde ve usulüne uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Eksik veya hatalı düzenlenen itiraz dilekçeleri, başvurunun esastan incelenmeden reddine yol açabilir.

    Sonuç olarak, istinaf başvurusunun reddine kararına karşı itiraz dilekçesi, kanun yollarının etkin şekilde kullanılabilmesi açısından önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.



    İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi Örneği

    …. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

    Gönderilmek Üzere

                                                      … CEZA DAİRESİ’NE,

    DOSYA NO                                  : …/…

    İTİRAZ İSTEMİNDE

    BULUNAN SANIK                    :

    SAVUNMA:

    ADRESİ                                       :

    SUÇ                                               :

    SUÇ TARİHİ                               : …/…/…

    KARAR TARİHİ                        : …/…/…

    KONU                                           : …Ceza Dairesi’nin …/…/… gün …/… E. …/… K. sayılı kararına itiraz istemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                       :

    1-) Dairenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyanın incelenmesinde;  süre yönünden zamanında yapılmayan istinaf başvurumuzun reddine dair karar verilmiştir.

    2-) Dairenizin yukarıda numarası yazılı kararının eksik inceleme sonucu alındığı, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatindeyiz.

    3-) Bu nedenle iş bu itiraz dilekçesini ……. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere, mahkemenize sunmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, red kararına itirazlarımızın değerlendirilmesi için, itiraz dilekçemizin …. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere,  kabulüne karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. …/…/…

                                                                                                                                                                İtiraz Eden Sanık Müdafii

                                                                                                                                                       İle ilgili.

  • Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

    Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenmiş olup, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu mağdurun yaralanmasına sebebiyet vermesi hâlinde oluşmaktadır. Bu suçta failin kasten hareket etmemesi, ancak gerekli dikkat ve özeni göstermemesi esas alınmaktadır. Taksirle yaralama suçuna ilişkin savunma dilekçesi, olayın oluş şeklinin ve kusur durumunun doğru şekilde ortaya konulması açısından büyük önem taşır.

    Savunma dilekçesi hazırlanırken öncelikle olayın meydana geliş biçimi detaylı şekilde ele alınmalıdır. Sanığın olay sırasında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, meydana gelen sonucun öngörülebilir olup olmadığı ve sanığın kusur oranı somut delillerle değerlendirilmelidir. Özellikle trafik kazalarına dayalı taksirle yaralama suçlarında, bilirkişi raporları, kamera kayıtları ve tanık beyanları savunmanın temel dayanaklarını oluşturmaktadır.

    Taksirle yaralama suçunda kusurun tamamen sanığa yüklenmesi her zaman mümkün değildir. Mağdurun kendi kusurlu davranışı, üçüncü kişilerin etkisi veya mücbir sebep hâlleri, sanığın cezai sorumluluğunu azaltabilecek ya da ortadan kaldırabilecek unsurlar arasında yer alır. Bu hususların savunma dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve delillerle desteklenmesi gerekmektedir.

    Savunma dilekçesinde ayrıca, olay sonrası sanığın tutum ve davranışları da değerlendirilmelidir. Sanığın mağdura yardım etmesi, zararın giderilmesi yönünde çaba göstermesi ve pişmanlık duyması, lehe takdiri indirim nedenleri arasında dikkate alınabilir. Bununla birlikte, sanığın sabıkasız olması ve sosyal durumu da savunmada vurgulanabilecek hususlar arasındadır.

    Sonuç olarak, taksirle yaralama suçu savunma dilekçesi, olayın tüm yönleriyle ele alındığı, kusur durumunun adil şekilde değerlendirildiği ve sanık lehine olan hususların açıkça ortaya konulduğu bir hukuki metin olmalıdır. Bu sürecin, ceza hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem arz etmektedir.



    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

    DOSYA : 2020/.. E.

    SANIK :

    VEKİLİ :

    KATILAN :

    VEKİLİ :

    KONU : Beyan dilekçesi

    AÇIKLAMALAR :

    Ekli vekaletname uyarınca sanık vekili bulunmaktayız.

    1-Müvekkil hakkında Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma Suçundan .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. Sayılı dosyası ile açılan kamu davasında mahkemeniz, müvekkilin 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. İşbu kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi .. Ceza Dairesi.././2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/… K. Sayılı ilamı ile dosyanın, “Basit Yargılama Usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” bulunduğu gerekçesiyle .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. – 2019/.. K. Sayılı kararının BOZULMASINA karar vermiştir.

    2-Dava konusu kaza, müvekkil 16.04.2018 tarihinde aracı ile Liman Mahallesi Akdeniz Bulvarı istikametinde ilerlemekteyken katılan Gülşat YÜCEL’in bisikleti ile müvekkilin önüne aniden çıkması suretiyle gerçekleşmiştir.

    3-Davaya konu olay ile ilgili olarak her ne kadar 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 28/08/2019 tarihli Adli Tıp raporunda müvekkilin tali kusurlu olduğundan bahsedilmişse de tanzim edilen raporlara bu yönüyle katılmıyoruz. Müvekkil kaza anı ve öncesinde üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Dolayısıyla olayda kusuru bulunmamaktadır.

    Bu hususta mahkemenizce verilen 26.12.2019 tarihli kararda “…katılanın banket üzerinden seyirle yaya geçidine gelip kısa mesafeden sol tarafa dönüş manevrası ile yolun karşı tarafına KONTROLSÜZCE geçmeye çalışması neticesi sol gerisinden gelen sanık sürücü idaresindeki otomobilin seyir istikametini kapatarak kazaya neden olması …” şeklinde gerekçe gösterilerek katılanın asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Dikkat edileceği üzere katılanın sola dönüş hareketinin kontrolsüz ve müvekkil tarafından öngörülemez olduğu hem tanzim edilen raporlarca hem de mahkemenizce kabul edilmiştir. Hal böyleyken, MÜVEKKİLİN ARAÇLA SEYİR HALİNDEYKEN YAYA GEÇİDİNE YAKLAŞMIŞ OLMASI SEBEBİYLE KANUNİ SINIRLAR DÜZEYİNDE YAVAŞLAMIŞ OLDUĞU ve tüm dikkatini yola vermiş olduğu; katılanın ise gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kontrolsüzce yola girdiği göz önünde bulundurulduğu takdirde müvekkile kusur yüklenmesi yanlıştır. Kazanın oluşumunda hiçbir kast ve kusuru olmayan müvekkilin BERAATİNE karar verilmelidir.

    4- Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca kaza dolayısıyla meydana gelen zarara bizzat katılanın kendi kusuru sebebiyet vermiştir. Hal böyleyken müvekkilin, katılanın uğramış olduğu zararları gidermek gibi bir yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla müvekkil hakkında HAGB hükümlerinin uygulanmasında bir sakınca yoktur.

    5- Tüm bu açıklamış olduğumuz nedenler doğrultusunda müvekkil hakkında mahkemenizce verilmiş olan 3.360 TL ADLİ PARA CEZASI kaldırılarak müvekkilin beraatına karar verilmelidir. Mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanız hakkında verilen … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin
    ../../2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı ve diğer lehe kanun hükümleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda ayrıntısı ile açıklamış olduğumuz ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkil hakkında verilen ADLİ PARA CEZASInın kaldırılarak BERAATINA karar verilmesini aksi takdirde .. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin../..2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı, HAGB ve diğer lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Saygılarımızla.09.02.2021

    Sanık Müfadi
    Av.

  • Müsadere Kararının Kaldırılması İstemli Dilekçe

    Müsadere Kararının Kaldırılması İstemli Dilekçe

    Müsadere, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edildiği kabul edilen eşya ya da kazançların devlet mülkiyetine geçirilmesini ifade eden bir güvenlik tedbiridir. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bu uygulama, ancak kanunda öngörülen şartların varlığı hâlinde ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde uygulanabilir. Hukuka aykırı veya şartları oluşmadan verilen müsadere kararlarına karşı, müsadere kararının kaldırılması istemli dilekçe ile başvuruda bulunulması mümkündür.

    Müsadere kararının kaldırılması talebinde bulunulabilmesi için, öncelikle müsadereye konu eşya veya kazancın suçla doğrudan bağlantısının bulunmadığının ortaya konulması gerekir. Eşyanın suçta kullanılmaması, suçtan elde edilmemesi veya üçüncü kişilere ait olması gibi durumlar, müsadere kararının kaldırılmasına dayanak teşkil edebilir. Ayrıca hakkında beraat kararı verilen veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen dosyalarda da müsadere kararlarının hukuki dayanağı ortadan kalkabilmektedir.

    Hazırlanacak dilekçede, müsadere kararının hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu açıkça belirtilmelidir. İlgili mahkeme kararı, dosya numarası, müsadereye konu eşyanın niteliği ve mülkiyet durumu dilekçede net şekilde ifade edilmelidir. Mümkünse fatura, ruhsat, tapu kaydı veya benzeri belgeler dilekçeye eklenerek talep desteklenmelidir.

    Müsadere kararları, kişilerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen ciddi sonuçlar doğurduğundan, bu kararların hukuka uygunluğu titizlikle değerlendirilmelidir. Hatalı verilen veya ölçülülük ilkesine aykırı olan müsadere kararlarının kaldırılması, temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından büyük önem taşır.

    Sonuç olarak, müsadere kararının kaldırılması istemli dilekçe, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru ve etkili şekilde yürütülebilmesi adına, ceza hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Müsadere Kararının Kaldırılması İstemli Dilekçe Örneği

    … CEZA MAHKEMESİ’NE

    DOSYA NO          : …/ … E.

    SANIK                  :

    MÜDAFİİ             :

    ADRESİ                :

    SUÇ                       :

    KONU                   : Müsadere kararının kaldırılması istemimize ilişkindir.

    AÇIKLAMALAR   

    1-) Müvekkilimiz hakkında …/ …/ … tarihinde … Cumhuriyet Savcılığı’nın …/… Hazırlık nolu dosyasının kabulü ile mahkemenizde … suçundan kamu davası açılmış ve emanetin …/ … sırasında kayıtlı … marka av tüfeği ile emanetin …/ … sırasında kayıtlı … marka kuru sıkı tabancanın müsaderesine karar verilmiştir.

    2-) Olayın gerçekleştiği …/…/… tarihinde … Polis Karakolu’nda görevli polis memurları tarafından düzenlenen ve dosyada yer alan … sayılı tutanakta; dava konusu eylemin … marka av tüfeği ile gerçekleştirildiği yer almaktadır.

    3-) İlgili tutanaklardan da anlaşılacağı üzere, suçta kullanılmadığı kabul edilen ve bulundurulması da bizatihi suç teşkil etmeyen … marka kuru sıkı tabancanın müsaderesine karar verilemeyeceği açıktır.

    4-) Buna göre; emanetin …/ … sırasında kayıtlı bulunan ve suçta kullanılmadığı sabit olan … marka kuru sıkı tabanca hakkında verilen müsadere kararının kaldırılması için mahkemenize başvurulması zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER          : 5237 S. K. m. 54; 5271 S. K. m. 256, 257, 258, 259.

    SONUÇ VE İSTEM                       

     Yukarıda açıkladığımız sebeplerden dolayı, emanetin …/ … sırasında kayıt altına alınan müvekkilimize ait … marka kuru sıkı tabanca hakkında verilen müsadere kararının kaldırılmasına karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

    Sanık Müdafii

        Av.

  • Muhabere Dilekçesi

    Muhabere Dilekçesi

    Muhabere dilekçesi, yargılama ve icra süreçlerinde bir mahkeme, savcılık veya resmi kurumdan başka bir mahkeme ya da kuruma yazı yazılması talebiyle sunulan dilekçe türüdür. Uygulamada, dosyaya ilişkin bilgi ve belgelerin temini, evrak gönderimi, dosya örneği talebi veya ilgili kurumlarla resmi yazışmaların yapılması amacıyla muhabere dilekçesine başvurulmaktadır.

    Muhabere dilekçeleri, özellikle farklı yargı çevrelerinde bulunan dosyalar arasında koordinasyon sağlanması açısından büyük önem taşır. Bir dosyada eksik bulunan bilgi veya belgenin tamamlanması, tanık adreslerinin ilgili kurumlardan sorulması, başka bir mahkeme dosyasının celbi ya da resmi kayıtların istenmesi gibi işlemler muhabere yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bu sayede yargılamanın sağlıklı ve hızlı şekilde ilerlemesi amaçlanır.

    Muhabere dilekçesinde, talepte bulunulan kurumun açık adı, yazışmanın konusu ve talep edilen bilgi veya belgenin kapsamı net bir şekilde belirtilmelidir. Ayrıca dilekçede ilgili dosya numarası, taraf bilgileri ve talebin hangi hukuki gerekçeye dayandığı açıkça ifade edilmelidir. Belirsiz veya eksik düzenlenen muhabere dilekçeleri, işlemlerin gecikmesine ya da talebin reddine neden olabilmektedir.

    Mahkemeler ve icra daireleri, muhabere dilekçesi doğrultusunda gerekli yazışmaları yaparak ilgili kurumlardan gelen cevapları dosya kapsamına almaktadır. Bu cevaplar, davanın veya icra takibinin seyrini doğrudan etkileyebilecek nitelikte olabilir. Bu nedenle muhabere dilekçesinin doğru, açık ve mevzuata uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

    Sonuç olarak, muhabere dilekçesi yargısal süreçlerde bilgi ve belge akışını sağlayan temel araçlardan biridir. Sürecin etkin ve sorunsuz şekilde ilerlemesi adına, muhabere dilekçesinin hukuki usule uygun biçimde hazırlanması ve gerektiğinde uzman bir avukattan destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Muhabere Dilekçesi Örneği

    X AİLE MAHKEMESİ’NE

    Gönderilmek Üzere

    Y AİLE MAHKEMESİ’NE

    DAVACI: ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    VEKİLİ (VARSA) : ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    DAVALI: ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    VEKİLİ (VARSA): ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    KONU: (Bu kısma dilekçenizin hangi konuda  yazıldığını kısaca belirtmelisiniz.)

    AÇIKLAMALAR:

    (Bu kısımda mahkemenin dikkatine sunmak istediğiniz hususları ve taleplerinizi ayrıntılı bir şekilde belirtip var ise delillerinizden de bahsetmeli ve delili Ek ksımına yazmalısınız.)

    HUKUKİ SEBEPLER: (Dilekçenizi hangi hukuki mevzuata dayandırdığınızı burada belirtmelisiniz)

    HUKUKİ DELİLLER: (Bu kısımda açıklamalar kısmında ayrıntılı şekilde anlattığınız olayları ispatlayacak delillerinizden, toplanmasını istediğiniz belgelerden ve yargılama sırasında dinlenmesini istediğiniz tanıklarınızın isim ve adreslerini bildirmelisiniz.)

    İSTEM VE SONUÇ: (Bu kısımda mahkemeden bulunduğunuz taleplere ilişkin bilgilere yer vermelisiniz)

    EK: 

    Davacı İsim Soyisim

    İmza

  • Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe

    Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe

    Hapis cezasının konutta çektirilmesi, cezanın infazı aşamasında hükümlünün kişisel durumu dikkate alınarak uygulanan özel bir infaz yöntemidir. Türk Ceza Kanunu ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında, belirli şartların varlığı hâlinde hükümlünün cezasını ceza infaz kurumu yerine kendi konutunda çekmesi mümkün olabilmektedir. Bu kapsamda, hapis cezasının konutta çektirilmesi istemli dilekçe ile ilgili infaz makamına başvurulması gerekmektedir.

    Hapis cezasının konutta çektirilmesine karar verilebilmesi için hükümlünün yaşı, sağlık durumu, hamilelik hâli veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler gibi özel koşulların bulunması önem taşır. Özellikle ağır hastalık, engellilik veya ileri yaş gibi durumlar, cezanın konutta infaz edilmesi açısından dikkate alınan başlıca sebepler arasında yer almaktadır. Bu hususların resmi belgelerle ispatlanması gerekmektedir.

    Hazırlanacak dilekçede, hükümlü hakkında verilen mahkeme kararı, cezanın süresi ve infaz aşamasına ilişkin bilgiler açıkça belirtilmelidir. Ayrıca konutta infaz talebinin hangi hukuki gerekçelere dayandığı net şekilde ifade edilmeli; sağlık raporları, sosyal durum belgeleri ve diğer destekleyici evraklar dilekçeye eklenmelidir. Talebin, kamu güvenliği açısından sakınca doğurmadığı da dilekçede özellikle vurgulanmalıdır.

    Hapis cezasının konutta çektirilmesi, hükümlü açısından önemli bir hak olmakla birlikte, her somut olayda otomatik olarak kabul edilmez. Yetkili makam, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri değerlendirerek karar vermektedir. Bu nedenle dilekçenin eksiksiz, açık ve hukuki dayanaklara uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

    Sonuç olarak, hapis cezasının konutta çektirilmesi istemli dilekçe, infaz sürecini doğrudan etkileyen ciddi bir hukuki başvurudur. Hak kaybı yaşanmaması ve talebin doğru şekilde değerlendirilmesi adına, sürecin ceza hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi önem arz etmektedir.


    Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe Örneği

    …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    İSTEM SAHİBİ

    (HÜKÜMLÜ)                            :

    MÜDAFİİ                           :

    KONU                                 : Mahkemeniz …/…/… tarih ve …/… Karar sayılı                                                                                                                                               kararıyla … … hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasının  konutta çektirilmesine karar verilmesi istemimizi içerir dilekçemizden ibarettir.

                       A Ç I K LA M A L A R                   

    1 – Müvekkil hükümlü … …, mahkemenizin …/…/… tarihli, …/… esas ve …/… karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesi hükmü gereğince beş ay hapis cezasına çarptırılmış, kararın kesinleşmesini müteakip yakalanarak cezası infaz edilmek üzere … Kapalı Cezaevi’ne konulmuştur.

    2 – Ekli kimlik bilgilerinde de görüleceği gibi müvekkilim halen 68 yaşındadır. Mahkemenizce hükmedilen hapis cezasının süresi ve müvekkilin yaşı dikkate alındığında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110/2 maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmiş bulunduğu görülecektir. Kronik şeker hastalığından rahatsızlığı bulunan  müvekkilim halen tutulduğu … Kapalı Cezaevi’nin bulunduğu ilçede ikamet etmekte ve ekonomik ve sosyal konumu açısından mahkumiyetinin konutunda infazına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Müvekkilin hastalığı ve bakıma ihtiyaç duyduğu gerçeği karşısında cezasının kapalı infaz kurumunda çektirilmeye devam edilmesi telafisi imkansız zararlara yol açabilecektir.

    HUKUKİ NEDENLER              : 5275 S. K. m. 110. , 5237 S. K. m. 151.

    İSTEM VE SONUÇ                       

    Yukarıda ortaya koyduğumuz nedenlerle, 68 yaşında olup 5 ay hapis cezasına çarptırılan müvekkilim … …’nin …/…/… tarihinde infazına başlanan hapis cezasının kalan kısmının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110/2 maddesi hükmü doğrultusunda konutunda çektirilmesine karar verilmesini mahkemenizden saygıyla bilvekale arz ve talep ederiz. …/ …/ …

    Hükümlü … …

    Müdafii Av.

    EK: Nüfus Bilgileri

  • Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi

    Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi

    Usulsüz tebliğe dayalı şikayet davaları, icra ve yargılama süreçlerinde taraflara yapılan tebligatların Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bu tür davalarda davalı tarafın, tebligatın usulüne uygun şekilde yapıldığını veya usulsüzlük iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koyması amacıyla cevap dilekçesi sunması gerekmektedir.

    Usulsüz tebliğe dayalı şikayet davasına cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle dava konusu tebligatın hangi adrese, hangi yöntemle ve hangi tarihte yapıldığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Tebligatın, muhatabın bilinen en son adresine yapılmış olması, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine gönderilmesi veya kanunda öngörülen usullere uygun şekilde tebliğ edilmesi hâlinde, usulsüzlük iddiası hukuki dayanaktan yoksun kalacaktır.

    Cevap dilekçesinde, tebligatın Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği açıkça belirtilmeli; tebliğ mazbatası, adres kayıt bilgileri ve diğer resmi belgeler delil olarak sunulmalıdır. Ayrıca davacının, tebligattan fiilen haberdar olduğu veya dava konusu işleme süresinde itiraz etmediği hususları da cevap dilekçesinde vurgulanmalıdır.

    Usulsüz tebliğ iddiasının kabul edilmesi, icra ve yargılama süreçlerinde telafisi güç sonuçlar doğurabileceğinden, cevap dilekçesinin hukuki gerekçelerle güçlü şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Bu kapsamda davacının iddialarının soyut olduğu, somut delillerle desteklenmediği ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı da ileri sürülebilir.

    Sonuç olarak, usulsüz tebliğe dayalı şikayet davasına cevap dilekçesi, tebligatın hukuka uygunluğunu ortaya koyan, açık ve sistematik bir hukuki metin olmalıdır. Sürecin doğru şekilde yürütülmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.


    Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi Örneği

    ANTALYA 6. İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVALI : ……….

    VEKİLLERİ : Av. ……….

    DAVACI :……….

    VEKİLİ : Av………….

    KONU : Cevap dilekçemizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR :

    Ekli vekâletname ve yetki belgesi uyarınca………… Vekilleriyiz. (EK-Vekaletname ve Yetki Belgesi)

    Davacı taraf şikayet dilekçesinde özetle;

    “Davacı taraf aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi ……. Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini , ödeme emri tebliğinin 21/1 uyarınca muhatabın adreste bulunmaması sebebiyle komşuya sorulduğunu, sorulan komşunun isminin mazbatada yazılı olmadığından tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle tebliğ tarihinin ……….. olarak tespitini” talep etmiştir.

    Müteveffa ile müvekkil banka arasında imza ve tanzim olunan Bankacılık Hizmet Sözleşmesi’ne istinaden karşı tarafa ………. numaralı kredi kartı , ……….. tek hesap ve ………numaralı destek kredisi açılıp kullandırılmıştır.

    Müteveffa söz konusu krediyi kullanımından doğan borcunu ödemeyerek, sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle hesabı kat edilerek, temerrüt ve muacceliyet ihbarnameleri ile ihtarname gönderilmiştir.

    Süresinde borcun ödenmemesi üzerine müteveffa hakkında icra takibine geçilmek istenmişse de ……..tarihinde vefat ettiği öğrenilmiştir.

    Akabinde………. tarihinde tarafımızca Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi ………. Esas sayılı dosyası ile mirasçılık belgesi alınmış olup yasal mirasçısı olan davacı ………… aleyhine Antalya ……… İcra Dairesi ………Esas sayılı dosyası ile takibe geçilmiştir.

    Ödeme emri ……… tarihinde tebliğ edilmiş olup karşı taraf …… havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.

    Öncelikle işbu dava usul ve esasa aykırı olup reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

    USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

    Ödeme emri kapalı tebligatı icra dairesi tarafından……… tarihinde hazırlanmış ve ………. tarihinde tebliğ edilmiştir.

    Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK’nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük süre içinde icra mahkemesine yapılması zorunludur.

    “İİK Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
    Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.”

    Usulsüz tebligatın öğrenilmesinden itibaren itiraz süresi 7 gündür. Tebligat………. tarihinde tebliğ edilmiş süresinde itiraz edilmemiş olup işbu dava tarihi de………. ‘ dir.

    “12. HD. 05.11.2012 T. 14953/31384
    ..Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, itirazını, İİK’nun 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz süresi ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.”

    “Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2018/243 K. 2018/11605 T. 15.11.2018
    …usulsüz tebligat şikayetinin; Tebligat Kanunu 32. madde gereğince usulsüz tebligatı öğrendikten itibaren 7 gün içerisinde şikayet yoluna başvurması gerekmesi karşısında, borçlu tebligattan 21/8/2015 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği halde, İİK’nin 16/1. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süreden sonra 04.09.2015 tarihinde icra mahkemesine şikayette bulunmuştur.
    O halde, mahkemece şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

    Kaldı ki e-devlet , Uyap Vatandaş Portal kanallarından icra takibinin öğrenilme tarihi görülmektedir. UYAP kütüğü okundu bilgisini kaydediyor ve “öğrenme” ile başlayan süreler işlemeye başlıyor. Mahkemeniz takdirinde olmak üzere araştırılmasını talep ederiz.

    “Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2020/90 E, 2020/141 K. YD. 12. HD 2020/4270 E. 2020/6852 K.
    İcra takip dosyasının UYAP üzerindeki kaydının incelenmesinde; Taşınmaz haczine dair (17.07.2018 tarihli “Taşınmaz Bilgisi Evrakı” adı altında kayıtlı) evrakın evrak işlem kütüğüne bakıldığında, şikayetçi borçlu Hasan A..I’ün, UYAP üzerindeki resmi kayıtlara göre şikayete konu takip dosyasından 26.02.2019 tarihi itibariyle haber olduğu ancak işbu şikayet için icra mahkemesine 7 günlük süre geçtikten sonra 24.04.2019 tarihinde başvurduğu anlaşıldığından dairemizce şikayetin hak düşürücü süreden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. ”

    ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

    ” Madde 21 – (Değişik : 6/6/1985 – 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ”

    Ödeme emri, TK. 10, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” hükmüne göre tebligat, tarafımızca bilinen ve aynı zamanda mernis adresi olan adrese yapılmıştır.

    Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere durumu en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirmek gerekirken muhtara tebliğ olduğundan komşuların isminin mazbatada yer alma zorunluluğu aranmamaktadır.

    Huzurdaki davaya konu tebliğ mazbatasında da görülmektedir ki evrak muhtara tebliğ edilmiş olup muhtarın ismi soy ismi ve mührü mevcuttur. Açıklanan bu nedenlerle tebligat kanunu 21/1 uyarınca tebliğ gerçekleşmiş olup herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

    DELİLLER : Antalya ……….. İcra Dairesi……… Esas sayılı dosyası ve sair her türlü delil

    HUKUKİ NEDENLER : İİK ve sair her türlü hukuki mevzuat

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen tüm nedenlerle;

    Haksız ve dayanaksız davanın öncelikle USULDEN aksi halde ESASTAN REDDİNE,

    Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesi istemimizi sunarız.

    Saygılarımızla.

    Vekilleri,

  • İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçesi

    İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçesi

    İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesi uyarınca düzenlenen icra davetiyesi, borçlunun mal beyanında bulunmasını sağlamak amacıyla gönderilen önemli bir icra işlemidir. Bu davetiye ile borçluya, belirli süre içerisinde mal beyanında bulunması gerektiği bildirilir. Ancak bazı durumlarda icra 103 davetiyesi hukuka aykırı şekilde düzenlenebilmekte veya usulsüz olarak tebliğ edilebilmektedir. Bu gibi hallerde icra 103 davetiyesine itiraz dilekçesi verilmesi mümkündür.

    İcra 103 davetiyesinin geçerli olabilmesi için borcun hukuken mevcut olması, icra takibinin usulüne uygun başlatılmış bulunması ve davetiyenin borçluya doğru şekilde tebliğ edilmesi gerekir. Davetiyede icra dosya numarası, alacaklı ve borçlu bilgileri ile borcun dayanağı açıkça belirtilmelidir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik veya hatalı olması, davetiyenin hukuka aykırı hâle gelmesine neden olabilir.

    Borçlunun gerçekte borçlu olmaması, borcun zamanaşımına uğraması, borcun ödenmiş olması ya da davetiyenin usulsüz tebliğ edilmesi, itiraz sebepleri arasında yer almaktadır. İcra 103 davetiyesine itiraz dilekçesinde, davetiyenin hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu açık ve net şekilde belirtilmeli, mümkünse belgelerle desteklenmelidir.

    İtiraz sürecinde sürelerin kaçırılmaması büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde borçlu hakkında tazyik hapsi gibi ciddi yaptırımlar gündeme gelebilir. Bu nedenle icra 103 davetiyesine itiraz dilekçesinin, icra hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından hazırlanması ve sürecin profesyonel şekilde yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem arz etmektedir.


    İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçe Örneği

    … İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE,

    DOSYA NO                      : …/….

    İTİRAZ EDEN

    (BORÇLU)                    :

    TC KİMLİK NUMARASI :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                                         :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    KARŞI TARAF

    (ALACAKLI)                               :

    TEBLİĞ TARİHİ                        :

    KONU                                           :  103 davetiyesine itirazlarımızın sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR                        :

    1-) Yukarıda bilgileri verilmiş olan dosya kapsamında …/…/… tarihinde ….. adresinde gerçekleştirilmiş olan haciz işlemine ilişkin olarak tarafımıza gönderilmiş olan davet kağıdında dosya alacaklısı olarak (K) İsimli şahıs gösterilmiştir. Oysaki dosya alacaklısı (L) İsimli şahıstır.

    2-) Ayrıca, yine davet kağıdında üzerine haciz konulduğundan bahisle bilgileri verilen XXX Plakalı araçlar, (A) adına kayıtlı olup, (B) adına kayıtlı değildir.

    3-) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;  103. maddesinde;

    “Tutanak tutulurken alacaklı, borçlu veya namlarına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmazsa, bulunmayan alacaklı veya borçlu üç gün içinde tutanağı tetkik ve diyeceği varsa söylemesi için icra dairesine davet olunur. Kanunen ilavesi gereken müddetler mahfuzdur. Haciz sırasında borçlu veya alacaklı adına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunduğu takdirde haciz tutanağının bir örneği bulunan şahsa verilir. Borçluya veya alacaklıya ayrıca haber verilmez.

    düzenlemesi yer almaktadır.

    4-) Belirtilen nedenlerle, gönderilen davet kağıdına itirazlarımızı sunma ve yanlışlıkların düzeltilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ SEBEPLER    : 2004 S. K. m. 102, 103, 104

    SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda açıkladığımız sebeplerle; itirazlarımızı bildirir, gereğinin yapılmasını müvekkilimiz adına vekaleten talep ederiz. …/ …/ …

    EKLER :

    1-) …/…/… tarihli haciz tutanağı                 

    2- ) Bir adet onaylı vekaletname örneği.(Vekil Varsa)

    Borçlu

    (VarsaVekili)