Blog

  • Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi

    Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi

    Kayyımlık, belirli bir malın yönetilmesi ya da bir kişinin menfaatlerinin korunması amacıyla mahkeme tarafından atanan kayyım aracılığıyla yürütülen geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Türk Medeni Kanunu kapsamında uygulanan bu kurum, zorunlu hâllerle sınırlı olup süresiz bir müdahale niteliği taşımaz. Kayyımlık sebebinin ortadan kalkması hâlinde kayyımlığın kaldırılması talep edilebilir.

    Kayyımlığın kaldırılması istemi, kayyım atanmasına neden olan hukuki veya fiilî durumun sona erdiğinin ispatlanmasına dayanır. Örneğin, malvarlığının yönetimini engelleyen hukuki bir uyuşmazlığın sonuçlanması, kişinin ehliyetine ilişkin şüphelerin ortadan kalkması veya temsil ihtiyacının sona ermesi bu kapsamdadır. Bu tür durumlarda kayyımlığın devamı hukuka aykırı hâle gelir.

    Mahkeme, kayyımlığın kaldırılmasına ilişkin talepleri değerlendirirken mevcut delilleri, kayyımın görev kapsamını ve korunması amaçlanan menfaati dikkate alır. Kayyımlığın artık gerekli olmadığı, ölçülülük ilkesine aykırı bir müdahaleye dönüştüğü veya ilgili kişinin haklarını gereksiz şekilde sınırladığı tespit edilirse kayyımlığın kaldırılmasına karar verilebilir.

    Uygulamada kayyımlığın kaldırılması taleplerinde, somut ve güncel delillerin sunulması büyük önem taşır. Resmî belgeler, mahkeme kararları, bilirkişi raporları veya ilgili kurum yazıları bu süreçte belirleyici rol oynar. Sürecin usule ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir.

    Kayyımlığın kaldırılması istemi, bireyin malvarlığı ve tasarruf özgürlüğü üzerinde doğrudan etkili olduğundan, hukuki sürecin uzman desteğiyle takip edilmesi tavsiye edilir.



    Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi Örneği

    ….. SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI                             :                                                                           TC No:

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              :

    MADDİ İLGİLİ               :

    KONU                                : Kayyımlığın kaldırılması istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z

    1-) …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı dosyasında …. …. ‘nın nikahsız ilişki yaşadığı … …’dan …/…/…. tarihinde küçük … … dünyaya geldiği, buna dair olarak açılacak babalık davasında …. …. ile çocuğu küçük … …’ın menfaatlerinin çatışacağı gerekçesi ile küçük … …’a kayyım atanması istenmiş ve bu davanın neticesinde müvekkilimiz … …. kayyım olarak atanmış bulunmaktadır.

    2-) Sözü geçen babalık davası … Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı dosyasında …/…/… tarihinde açılmış,  işbu dava …/…/… tarihinde karara çıkmış ve …/…/… tarihinde de kesinleşmiştir.

    3-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 447. Maddesi;

    “Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer.

    Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer.Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.” hükümlerine haizdir.

    Bu hüküm çerçevesinde babalık davasının açılmış ve kesinleşmiş olması nedeniyle müvekkilimizin kayyımlık görevi gereği üstlendiği iş sona ermiştir.

    4-) Açıklanan nedenlerle …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı ile kayyım olarak atanan müvekkilimizin kayyımlığının kaldırılmasını mahkemenizden isteme zorunluluğu işbu dilekçe ile hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                : 6100 S. K. m. 1, 4, 5, 6; 4721 S. K. m. 403, 426,  428, 429, 430, 431, 477, 478.

    HUKUKİ DELİLLER                  : 1-) …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/…   …/… K.sayılı kararı

                                                                     2-)… Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı

    SONUÇ VE İSTEM                          : Açıklanan nedenlerle …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı ile kayyım olarak atanan müvekkilimizin kayyımlığının kaldırılmasını mahkemenizden saygıyla talep ederiz.  …/…/….

    EKLER                                                :

    Davacı Vekili

              Av.

  • Müddetnameye İtiraz Dilekçesi

    Müddetnameye İtiraz Dilekçesi

    Müddetname, hükümlü hakkında verilen cezanın ne kadar süreyle infaz edileceğini, koşullu salıverilme tarihini ve ceza infazına ilişkin diğer süreleri gösteren resmi belgedir. Ceza infaz kurumları tarafından düzenlenen bu belge, hükümlünün ceza süresinin doğru şekilde hesaplanması açısından büyük önem taşır. Ancak uygulamada, müddetnamede hesaplama hataları veya hukuka aykırı değerlendirmeler yapılabilmektedir. Bu gibi durumlarda müddetnameye itiraz edilmesi mümkündür.

    Müddetnameye itiraz, cezanın başlangıç tarihi, mahsup edilecek süreler, tutuklulukta geçen zaman, koşullu salıverilme oranı veya denetimli serbestlik süresi gibi konularda yapılan yanlışlıkların düzeltilmesini amaçlar. Özellikle tutukluluk süresinin eksik hesaplanması ya da infaz rejiminin yanlış uygulanması, hükümlü açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

    İtiraz sürecinde, infaz dosyasındaki kararlar, mahkeme ilamları ve önceki tutukluluk kayıtları detaylı şekilde incelenmelidir. Müddetnamenin hangi gerekçeyle hatalı olduğu açık ve somut biçimde ortaya konulmalıdır. Bu kapsamda, mevzuata aykırı hesaplama yapılması veya Yargıtay içtihatlarına uygun olmayan bir değerlendirme bulunması itirazın dayanağını oluşturur.

    Müddetnameye itiraz, infaz hâkimliği önünde ileri sürülür ve hâkim, dosya üzerinden ya da gerekli görmesi hâlinde duruşma açarak inceleme yapar. Yapılan inceleme sonucunda hatalı bir hesaplama tespit edilirse müddetnamenin düzeltilmesine karar verilir. Bu süreç, hükümlünün özgürlüğüne doğrudan etki ettiğinden, hukuki destek alınarak yürütülmesi büyük önem taşır.


    Müddetnameye İtiraz Dilekçesi Örneği

    …  CEZA MAHKEMESİ’NE

    İTİRAZ EDEN

    (HÜKÜMLÜ)                   :

    SAVUNMA:

    ADRESİ                            :

    KONU                               : Müddetnameye itirazımızdan ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                   :

    1-) Müvekkilimiz hakkında … suçundan mahkemeniz ilamı ile hükümlü hakkında verilen … yıl … ay hapis cezasının infazı sırasında, Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen müddetnamede, şartla tahliye tarihi …/…/…, bihakkın tahliye tarihi ise …/…/… olarak belirtilmiştir.

    2-) Müvekkilimiz …/…/… tarihinde şartla tahliye edilmiş olup deneme süresi içinde ve …/…/… tarihinde … suçu nedeniyle …/…/… tarihinde gözaltına alınmış ve … ay … gün … Cezaevi’nde tutuklu kalmıştır. Kasten işlenen bu suç nedeniyle, müvekkilimiz hakkında verilen şartla tahliye kararı geri alınarak suç tarihinden, bihakkın tahliye tarihine kadar olan sürenin aynen infazına karar verilmiştir.

    3-) … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen …/…/… tarihli müddetnameye göre bu cezanın infazına …/…/… tarihinde başlandığı, … sayılı Yasa doğrultusunda çekmesi gereken cezadan … yıllık indirim uygulandığı, bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

    4-) Müvekkilimizin hürriyetinin kısıtlanmasına neden olan … ay … günlük sürenin mahkemeniz hükmünün infazı sürecinde mahsup edilmesi Türk Ceza Kanunu gereğidir. Bu temelde müvekkilimiz hakkında düzenlenen müddetnamenin yeniden düzenlenerek bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak değiştirilmesi için mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER  : 5237 S. K. m. 7; 5275 S. K. m. 107, 108.

    SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımızın kabulüne ve müvekkilimiz hakkında Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen müddetnamede belirtilen bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak değiştirilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz. …/…/…

    Hükümlü Müdafii

  • Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi

    Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi

    Müteselsil borçluluk, bir borcun birden fazla kişi tarafından birlikte ve borcun tamamından sorumlu olunması hâlidir. Bu durumda alacaklı, borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden talep edebilir. Ancak müteselsil borçlulardan birinin, kendi payını aşacak şekilde ödeme yapması hâlinde, fazla ödenen tutarın diğer borçlulardan tahsili gündeme gelir. Bu hak, hukukumuzda rücu ve sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilir.

    Müteselsil borçlu, alacaklıya yaptığı ödemenin ardından iç ilişkideki sorumluluk oranlarını esas alarak diğer borçlulara başvurma hakkına sahiptir. Örneğin borç üç müteselsil borçluya aitken borcun tamamı tek bir borçlu tarafından ödenmişse, bu borçlu kendi payı dışındaki tutarı diğer borçlulardan talep edebilir. Burada önemli olan husus, fazla ödemenin belgelerle ispat edilebilmesidir.

    Fazla ödeme tahsili talebinde bulunabilmek için ödemenin zorunlu olarak yapılmış olması, borcun gerçekten mevcut olması ve ödemenin iç ilişkideki payı aşması gerekir. Banka dekontları, icra dosyası kayıtları ve sözleşmeler bu noktada önemli deliller arasında yer alır. Ayrıca ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi de mümkündür.

    Uygulamada müteselsil borçlu fazla ödeme tahsili talepleri, genellikle alacak davaları kapsamında ele alınmakta ve mahkeme, borçlular arasındaki iç ilişkiyi dikkate alarak karar vermektedir. Bu nedenle, sürecin hukuka uygun ve eksiksiz yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.




    Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    DAVACI                           :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                            :

    ADRES                             :

    DAVALI                           :

    ADRESİ                            :

    KONU                               : Müteselsil borçlu sıfatıyla yapılan fazla ödemenin diğer borçludan tahsili istemimizi içerir dilekçemizdir.

    DAVA DEĞERİ              :

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilimiz ve dosyamız davalısı (diğer dosya borçlusu) aleyhine ……… İcra Müdürlüğü’nün ……/…… esas sayılı dosya ile bono sebebiyle icra takibi başlatılmıştır. Toplam dosya borcu…….- TL olup müvekkilimiz dosyamız davalısı (borçlu) ile bonoyu kefil hanesini de boş bırakarak birlikte imzalamıştır.

    2-) Müvekkilimiz icra dosya borcunun tamamı olan ……..-TL’yi …/…/… tarihinde dosya alacaklısına ödemiş bulunmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde belirtilen “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Hüküm de dikkate alınarak müvekkilimizin davalı ile müteselsil borçlu olmasından ötürü asıl borç olan ………-TL’nin 1/2’sinden sorumlu olması gerekmektedir.

    3-) Müvekkilimizin davalı ile birlikte imzaladıkları bonoya dayalı olarak bono alacaklısına yaptığı fazladan ……-TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER  :  6098 S. K. m.167; 6100 S. K. m. 2, 6

    HUKUKİ DELİLLER    :

    1-) ……… İcra Müdürlüğü’nün ……/…… esas sayılı dosyası 

    SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, bono alacaklısına müvekkilimiz tarafından yapılan …….-TL ödemenin müteselsil borçludan temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

                                                                                                        Davacı Vekili

    Av.

  • Adli Tıp Kurumu Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi

    Adli Tıp Kurumu Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi

    Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar, ceza ve hukuk yargılamalarında delil niteliği taşıyan ve mahkemenin kararını doğrudan etkileyebilen önemli belgelerdir. Ancak bu raporların kesin ve tartışılmaz nitelikte olduğu söylenemez. Raporda maddi hata, eksik inceleme, çelişki veya bilimsel verilerle uyumsuzluk bulunması hâlinde, Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulması mümkündür.

    İtiraz dilekçesi hazırlanırken, öncelikle raporun hangi yönlerden hatalı veya yetersiz olduğu açıkça ortaya konulmalıdır. Olayın oluş şekli ile rapor sonuçları arasındaki çelişkiler, tıbbi değerlendirmelerdeki eksiklikler veya raporda dikkate alınmayan deliller somut biçimde dilekçede belirtilmelidir. Özellikle yaralanmanın niteliği, iyileşme süresi, iş gücü kaybı oranı veya kusur değerlendirmesi gibi hususlarda yapılan hatalar itiraz konusu yapılabilmektedir.

    Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz dilekçesinde, bilimsel ve teknik gerekçelere yer verilmesi büyük önem taşır. Gerekli hâllerde özel hastane raporları, uzman hekim görüşleri veya akademik değerlendirmeler dilekçeye eklenerek itiraz desteklenmelidir. Ayrıca raporun hangi dosya kapsamında düzenlendiği, rapor tarihi ve raporu düzenleyen ihtisas dairesi dilekçede açıkça belirtilmelidir.

    Mahkeme, yapılan itiraz üzerine raporu yeniden değerlendirebilir, ek rapor talep edebilir veya dosyanın farklı bir ihtisas dairesine ya da Adli Tıp Üst Kurulu’na gönderilmesine karar verebilir. Bu nedenle itiraz dilekçesi, yargılamanın seyrini doğrudan etkileyebilecek niteliktedir ve dikkatle hazırlanmalıdır.

    Sonuç olarak, Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz dilekçesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil yargılanma hakkının korunması açısından önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru ve etkin şekilde yürütülmesi adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.


    Adli Tıp Kurumu Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi Örneği

    DOSYA NO                                   : …/… E.

    MÜŞTEKİ  (T.C)                        :

    ADRES                                          :

    VEKİLİ                                          :

    ADRES                                          :

    SANIK                                           :

    ADRESİ                                        :

    VEKİLİ                                         :

    ADRES                                          :

    KONU                                            : …/…/… tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itirazlarımızı

    içerir.

    AÇIKLAMALAR               

    1-) Mahkemenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyasında …/…/… tarihinde alınan ilk bilirkişi raporunda “sağ omuz üstte künt cisimle oluşmuş darp izi, sağ el 2. parmakta çıkık olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği” belirtilmiştir. Bunun üzerine alınan …/…/… tarihli bir başka raporda ise “yaralanma anında oluşan çıkığın son genel muayenesinde düzelmiş olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğine” karar verilmiş olup iki rapor arasında çelişki olması sebebi ile mahkemenize …/…/… tarihinde yaptığımız itiraz ile Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesinden rapor alınması hususunda mahkemeniz karar vermiştir.

    2-) Bunun üzerine Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi tarafından bir rapor hazırlanmış olup bu rapor da mahkemenizce verilecek hükme esas teşkil edecek derecede açık ve gerekçeli değildir. Daha önce verilmiş olan ve çelişkiler içeren iki adet bilirkişi raporunda yer alan konular aydınlatılmamış olup söz konusu raporun hükme esas alınmasım ümkün bulunmamaktadır.

    3-) Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, söz konusu Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi raporuna raporuna itiraz ediyoruz.

    HUKUKİ NEDENLER           : 5271 S. K. m. 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73.

    SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, …/…/… tarihli Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi itirazlarımızın kabulü ile, yeniden ve itirazlarımızda belirttiğimiz hususları da kapsar şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. …/…/…

    Müşteki Vekili

                                                                                                                       Av.

  • Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi

    Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi

    Zilyetliğin tespiti davası, bir taşınır veya taşınmaz üzerindeki fiilî hâkimiyetin kime ait olduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi amacıyla açılan hukuki bir davadır. Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenlenen zilyetlik kavramı, mülkiyet hakkından bağımsız olarak, eşya üzerinde fiilî tasarruf yetkisini ifade etmektedir. Bu nedenle zilyetliğin tespiti, özellikle mülkiyet uyuşmazlıkları ve fiilî kullanım ihtilaflarında büyük önem taşır.

    Zilyetliğin tespiti dava dilekçesi hazırlanırken, öncelikle dava konusu eşyanın açıkça tanımlanması gerekmektedir. Taşınmazlar bakımından ada, parsel ve adres bilgileri; taşınırlar açısından ise eşyanın ayırt edici nitelikleri dilekçede net şekilde belirtilmelidir. Ayrıca zilyetliğin ne zamandan beri, hangi şekilde ve hangi hukuki veya fiilî sebebe dayanarak kullanıldığı ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır.

    Dava dilekçesinde, davacının zilyetlik iddiasını destekleyen olgular ve deliller açıkça ortaya konulmalıdır. Tanık beyanları, fotoğraflar, kira sözleşmeleri, fatura kayıtları, muhtarlık yazıları ve keşif talepleri zilyetliğin ispatında sıklıkla kullanılan deliller arasında yer almaktadır. Zilyetliğin kesintisiz, açık ve malik sıfatıyla kullanıldığı hususu özellikle vurgulanmalıdır.

    Zilyetliğin tespiti davaları, çoğu zaman ileride açılabilecek tapu iptal ve tescil davaları veya el atmanın önlenmesi davaları açısından ön tespit niteliği taşımaktadır. Bu nedenle mahkemece yapılacak değerlendirme, tarafların ilerideki haklarını doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Dilekçenin eksiksiz ve hukuki dayanaklara uygun şekilde hazırlanması bu açıdan büyük önem taşır.

    Sonuç olarak, zilyetliğin tespiti dava dilekçesi, fiilî hâkimiyetin hukuken güvence altına alınmasını sağlayan önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin sağlıklı ve etkin şekilde yürütülmesi adına, taşınmaz ve medeni hukuk alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.




    Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE;

    DAVACI                            :                                                                                   TC No:

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              : 

    DAVALILAR                       :

    ADRESİ                            :

    KONU                               : Zilyetliğin tespiti istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

    DAVA DEĞERİ               :

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z

    1-) Müvekkilimiz, …. …. , … ili, … ilçesi, … Köyü … ada … parsel sayılı tarlasının yanında bulunan ve tapu kaydı bulunmayan taşınmazı … yıldır tarımsal faaliyetler için kullanmaktadır. …/ …/ … tarihinde yapılan kadastro tespitinde, müvekkilimizin tarımsal faaliyetler için kullanmakta olduğu taşınmaz, sehven … …. ve …. …. kişileri adına tescil edilmiştir.

    2-) Zilyet olarak gözüken ve adlarına tescil yapılan bu kişilerin aslında zilyetlikleri bulunmadığı kendi ifadeleri ile de sabit durumdadır. 

    3-) Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde mahkemenizce gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesi ile Mahkemenizce uygun görülmesi halinde duruşmalar sırasında dinleteceğimiz tanık beyanları durumu tüm açıklığı ile izah edecektir.

    3-) Yanlış yapılan tescilin iptali ve zilyetliğin tespiti için Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER    : 3402 S. K. m. 12, 4721 S. K. m. 981, 982, 983, 984, 6100 S. K. m. 240, 266, 288

    HUKUKİ DELİLLER      : 1. …/ …/ … kadastro tespit tutanağı                                                                                                                                                                  2.   İfade tutanakları                                                                                                                                                                                              3.  Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,

    SONUÇ VE İSTEM               : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, …/ …/ … tarihli kadastro tespitinin iptali ile müvekkil adına zilyetliğin tespitine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla bilvekale talep ederiz. …/…/…

    EKLER                                     : 

                                                                                                Davacı Vekili

                                                                                                         Av.

  • Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi

    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi

    Basit yargılama usulü, uyuşmazlıkların daha hızlı ve etkin şekilde çözümlenmesini amaçlayan, usule ilişkin özel düzenlemeler içeren bir yargılama yöntemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen bu usulde, tarafların beyan ve savunmalarını yazılı olarak sunmaları esas alınmaktadır. Bu kapsamda basit yargılama usulü beyan dilekçesi, tarafların iddia ve savunmalarını mahkemeye sundukları temel belgedir.

    Basit yargılama usulünde, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin ardından taraflar genellikle tek bir ek beyan dilekçesi sunabilmektedir. Bu nedenle beyan dilekçesinde ileri sürülecek hususların açık, net ve hukuki dayanaklara uygun şekilde ifade edilmesi büyük önem taşır. Dilekçede, uyuşmazlığın özeti, tarafların talepleri ve dayanak deliller düzenli bir şekilde belirtilmelidir.

    Beyan dilekçesinde, karşı tarafın iddialarına yönelik açıklamalara yer verilmeli, kabul edilmeyen hususlar açıkça belirtilmeli ve bu hususlara ilişkin hukuki gerekçeler ortaya konulmalıdır. Ayrıca delil listesi dilekçede yer almalı; belge, tanık veya bilirkişi incelemesi gibi talepler varsa bunlar açıkça ifade edilmelidir. Basit yargılama usulünde süreler kısa olduğundan, dilekçenin süresi içinde sunulması zorunludur.

    Mahkeme, basit yargılama usulü kapsamında tarafların sunduğu beyan dilekçelerini dikkate alarak dosya üzerinden veya gerekli görmesi hâlinde duruşma açarak karar vermektedir. Bu nedenle beyan dilekçesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikte olup, eksik veya hatalı hazırlanması hak kaybına yol açabilir.

    Sonuç olarak, basit yargılama usulü beyan dilekçesi, yargılamanın hızlı ve sağlıklı şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin usule uygun ve etkin şekilde yönetilmesi adına, alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE 

    DOSYA NO            : …/… E.

    MÜŞTEKİ             :

    VEKİLİ              : Av. 

    SANIK               :

    MÜDAFİİ             :

    KONU                : Basit yargılama usulüne beyanlarımızı içerir dilekçemizdir.

    AÇIKLAMALAR         :

    1-) Mahkemenizin …/…/…. tarihli basit yargılama usulüne ilişkin ara kararı gereğince, tarafımıza tebliğ edilen dosya inceleme tutanağı ile tarafımıza verilen süre içinde sunduğumuz esasa ilişkin beyanlarımız aşağıdaki gibidir.



    2-) Müvekkilimiz suç duyurusu dilekçemizde de açıkça belirtmiş olduğumuz gibi sanığın cinsel tacizine maruz kalmıştır. Sanığın müvekkilimizin aile dostu ve aynı zamanda komşuları da olması sebebiyle olay daha vahim bir durum arz etmektedir. Müvekkilimiz sanığa bir abi yakınlığı ve güveni duyarak yaklaşmış ve sanığın eylemine maruz kalmıştır.



    3-) Sanık müdafii, …/…/… tarihli dilekçesinde yaşanan cinsel taciz suçunu inkar etme yoluna gitmiştir. Oysa müvekkilimizin bu durumu kendi kafasında yaratma ya da uydurma gibi bir durumu söz konusu olamaz. Olayın şoku ve korkusu içinde evine döndüğünde birlikte yaşadığı aile üyelerinin hareketlerinden şüphe duyarak üzerine gitmesi ve tabiri caizse ağzından laf almaya çalışmasıyla olay ortaya çıkmıştır.



    4-) Yaşanan hadise sebebiyle müvekkilimizin psikolojisi de oldukça bozulmuş, kendi başına yalnız olarak sokağa çıkmaktan çekinir hale gelmiştir. Alınacak adli tıp kurumu raporu ile bu durum daha net olarak ortaya çıkacaktır.



    5-) Yaşanan bu olay neticesinde sanık hiçbir şey olmamış gibi davranmaya ve müvekkilin evine bir şey bahane ederek ve komşu ve aile dostu olmalarına dayanarak girip çıkmaya devam etmiş ve müvekkilimiz onu her gördüğünde korku yaşayarak odasından çıkamayacak hale gelmiştir. 

    Sanık müdaafii esas hakkındaki savunmasında “müvekkilimizin herhangi bir kastı yoktur” şeklinde bir savunma yapmıştır. Oysa işlenen cinsel taciz suçunun sanığın iradesi ve kastı dışında işlenmesi mümkün değildir.



    SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan, sanığın üzerine atılı bulunan suçtan cezalandırılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…




    Müşteki Vekili

  • Tanıklık Mazeret Dilekçesi

    Tanıklık Mazeret Dilekçesi

    Tanıklık, yargılama süreçlerinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Mahkemeler tarafından tanık olarak çağrılan kişilerin, usulüne uygun tebligat üzerine duruşmada hazır bulunmaları kuraldır. Ancak bazı zorunlu ve haklı sebeplerin varlığı hâlinde, tanığın duruşmaya katılamaması mümkündür. Bu gibi durumlarda tanıklık mazeret dilekçesi sunularak mahkemeye bilgi verilmesi gerekmektedir.

    Tanıklık mazeret dilekçesi, tanığın duruşmaya katılamama nedenini açık ve belgeye dayalı şekilde açıklayan resmi bir başvurudur. Sağlık sorunları, şehir dışında bulunma, ağır iş yoğunluğu, eğitim veya askerlik yükümlülüğü gibi nedenler, haklı mazeret kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ancak mazeretin kabul edilebilmesi için somut ve inandırıcı olması, mümkünse resmi belgelerle desteklenmesi önem taşır.

    Dilekçede, tanığın kimlik bilgileri, tanık olarak çağrıldığı mahkemenin adı, dosya numarası ve duruşma tarihi açıkça belirtilmelidir. Ayrıca duruşmaya katılamama sebebi net bir şekilde ifade edilmeli ve mazeretin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu açıklanmalıdır. Sağlık nedeniyle sunulan mazeretlerde doktor raporu, görev veya eğitim sebebiyle sunulan mazeretlerde ise ilgili kurumdan alınan belgelerin dilekçeye eklenmesi gerekmektedir.

    Tanıklık mazeret dilekçesinin, duruşma tarihinden önce mahkemeye sunulması büyük önem taşır. Aksi hâlde tanık hakkında zorla getirme kararı verilmesi veya disiplin para cezası uygulanması söz konusu olabilir. Bu nedenle mazeretin zamanında ve usulüne uygun şekilde bildirilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, tanıklık mazeret dilekçesi, tanığın yasal yükümlülüklerini ihlal etmeden duruşmaya katılamama durumunu mahkemeye bildirmesini sağlayan önemli bir hukuki belgedir. Dilekçenin doğru ve eksiksiz şekilde hazırlanması, olası yaptırımların önüne geçilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.



    Tanıklık Mazeret Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

    Esas No: 2015/142

    Konu: Tanıklık hususunda mazeretimin sunulmasından ibarettir.

    Yukarıda esas numarasını belirttiğim dava için mahkemeniz tarafından tanık olarak çağrılmış idim. Sağlık problemlerim nedeni ile duruşma tarihi olan 25/08/2015 tarihinde Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde ameliyat olacağım. Bu nedenle tanık olarak çağrıldığım duruşma gün ve saatinde mahkeme huzurunda hazır bulunabilmem mümkün değildir. Mazeretimin kabulü ile tanık beyanımın bir sonraki duruşma günü alınmasını talep ederim.

    Ek:

    Duruşma günü ameliyat olacağıma dair hastane yazısı.

    Varsa başka delillerinizi, eklerinizi de burada belirtin.

    Tanık

    Buraya isminizi ve soy isminizi yazınız.

    Buraya tarihi yazınız, 15/08/2015 gibi.

    Buraya imzanızı atınız.

  • Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi

    Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi

    Menfi tespit davası, bir kişinin gerçekte borçlu olmadığının tespit edilmesi amacıyla açılan ve borç ilişkilerine yönelik hukuki belirsizliği ortadan kaldırmayı hedefleyen dava türüdür. Uygulamada, haksız veya dayanaksız icra takibi başlatılması ya da borçlu olmadığı hâlde borçlu gibi gösterilmesi durumlarında menfi tespit davasına başvurulmaktadır. Bu kapsamda menfi tespit istemi talepli dava dilekçesi, davanın temelini oluşturan hukuki belgedir.

    Menfi tespit davası, icra takibinden önce açılabileceği gibi, icra takibi başlatıldıktan sonra da açılabilmektedir. İcra takibi devam ederken açılan davalarda, davacının icra tehdidi altında bulunduğu ve telafisi güç zararların doğabileceği hususu dilekçede özellikle belirtilmelidir. Bu hâllerde ihtiyati tedbir talep edilerek icra takibinin durdurulması da istenebilmektedir.

    Dava dilekçesinde, borcun hangi nedenlerle mevcut olmadığı açık ve net şekilde ortaya konulmalıdır. Borcun hiç doğmamış olması, sona ermiş bulunması, zamanaşımına uğraması veya ödeme ile ortadan kalkmış olması gibi hususlar somut delillerle desteklenmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmeler, ödeme belgeleri, banka kayıtları ve yazılı deliller dilekçeye eklenerek iddialar güçlendirilmelidir.

    Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davacıya aittir. Bu nedenle dava dilekçesinin hukuki dayanaklara uygun, açık ve tutarlı şekilde hazırlanması büyük önem taşır. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden taleplerin dilekçede açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, menfi tespit istemi talepli dava dilekçesi, kişinin borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlayan önemli bir hukuki başvuru yoludur. Sürecin doğru ve etkin şekilde yürütülmesi adına, icra ve borçlar hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

    DAVACI                           :

    TC KİMLİK NUMARASI   :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                              :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

     DAVALI                           :

    ADRESİ                            :

     DAVA DEĞERİ               : …….. TL

    (Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

    KONU                                           : … İcra Müdürlüğü’nün …/… sayılı Takip Dosyasında 89/3’e dayalı Menfi Tespit İstemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                        : 

    1-) Davalı takip alacaklısı …  müvekkil … .‘ne, dava dışı takip borçlusu … ’nin müvekkil kendisi yaptığı sözleşmeden doğduğu iddia edilen … TL. alacağı için …/…/… tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi göndermiş, süresinde itiraz edilmemesi üzerine …/…/… tarihinde ikinci ihbarname tebliğ edilmiştir.(EK 1)

    2-) Müvekkilin takip borçlusu … ’ne söz edildiği gibi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkilin takip borçlusu dava dışı …  ile …/…/… tarihinde imzaladığı satım sözleşmesine (EK 2) konu 3 adet kamyonet ayıplı çıkmış bunun üzerine söz konusu sözleşme müvekkil  tarafından feshedilerek … aleyhine … Mahkemesi’nin …/… esas sayılı dosyasıyla tazminat davası açılmıştır. (EK 3) Açılmış olan bu tazminat davası …/…/… tarihinde sonuçlanmış ve ayıplı maldan doğan zararın dava dışı …  tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.

    3-) Açıkladığımız bu nedenlerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3. maddesinde belirtilen sürede müvekkilin takip borçlusu … .’ne borçlu olmadığının tespit edilmesi için işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 2004 S. K. m. 89.

    HUKUKİ DELİLLER                :

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimin dava dışı takip borçlusu … ’ne borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile dava değerinin % 20sinden aşağı olmamak üzere;  kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/…/…

    EKLER     :

    Davacı Vekili

    Av.

  • 150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi

    150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi

    Tapu siciline işlenen 150-C şerhi, taşınmaz üzerinde belirli hukuki kısıtlamaların bulunduğunu gösteren ve mülkiyet hakkının kullanımını sınırlayan önemli bir kayıttır. Bu şerh, genellikle ilgili mevzuat kapsamında kamu alacaklarının güvence altına alınması veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla tapu kaydına işlenmektedir. Ancak 150-C şerhinin dayanağının ortadan kalkması veya hukuki şartların sona ermesi hâlinde, şerhin kaldırılması talep edilebilir.

    150-C şerhinin kaldırılması talep dilekçesi hazırlanırken, öncelikle şerhin hangi gerekçeyle tapu siciline işlendiği tespit edilmelidir. Şerhe konu borcun tamamen ödenmiş olması, yükümlülüğün yerine getirilmesi, idari işlemin iptal edilmesi veya ilgili kurumun şerhin kaldırılmasına ilişkin yazı düzenlemesi, şerhin terkinini gerektiren başlıca sebepler arasında yer almaktadır. Bu hususların dilekçede açıkça belirtilmesi ve belgelerle desteklenmesi önem taşır.

    Dilekçede, taşınmaza ait ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri ile şerhin tapu kaydına işlendiği tarih net şekilde ifade edilmelidir. Ayrıca şerhin kaldırılmasını gerektiren hukuki ve fiili nedenler açıklanmalı; borcun ödendiğine dair makbuz, ilgili kurum yazısı veya mahkeme kararı gibi belgeler dilekçeye eklenmelidir. Eksik belge ile yapılan başvurular, işlemin uzamasına veya talebin reddine yol açabilmektedir.

    150-C şerhi, taşınmazın devri, ipoteğe konu edilmesi veya ekonomik değerinin kullanılması üzerinde doğrudan etkili olduğundan, şerhin hukuka aykırı şekilde devam etmesi mülkiyet hakkının ihlaline neden olabilir. Bu nedenle şerhin kaldırılması sürecinin dikkatle ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesi gerekmektedir.

    Sonuç olarak, 150-C şerhinin kaldırılması talep dilekçesi, tapu sicilinin doğru ve güncel tutulması açısından büyük önem taşır. Sürecin hızlı ve sorunsuz ilerlemesi adına, tapu ve gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    150-C Şerhinin Kaldırılması Talep Dilekçesi Örneği

    … GENEL İCRA MÜDÜRLÜĞÜ

    DOSYA NO : ……….. E.

    KONU : Tapu üzerindeki 150/C şerhinin kaldırılmasından ibarettir.

    AÇIKLAMALAR :

    1-) Alacaklı …………Anonim Şirketi tarafından borçlular ………………. Limited Şirketi ve……………….. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptığı, müdürlüğünüz ………….. Esas sayılı icra takip dosyasından yazılan müzekkere ile müdürlüğünüzce , Borçlu/malik …………….t Limited Şirketi adına kayıtlı aşağıda bilgileri yazılı olan gayrimenkul üzerine İİKm.150/C şerhi konulmuştur.

    2-) Tarafımızca………….-TL tahsil harcı müdürlüğünüz dosyasına yatırılmıştır. Borçlu ……………….Limited Şirketi adına kayıtlı ……………TAŞINMAZ üzerindeki İİK.m.150/C şerhinin kaldırılmasını saygılarımızla talep ederiz.

    ALACAKLI VEKİLİ
    Av…………

  • Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

    Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

    Vesayet davası, kısıtlanması talep edilen kişinin kişisel ve malvarlığı haklarının korunması amacıyla açılan önemli bir hukuk davasıdır. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca açılan bu davalarda, mahkemenin sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için tarafların iddia ve savunmalarını açık ve hukuki gerekçelere dayalı şekilde sunması gerekmektedir. Bu kapsamda vesayet davası cevap dilekçesi, davaya konu iddialara karşı savunmanın ortaya konulduğu temel belgedir.

    Vesayet davasında cevap dilekçesi hazırlanırken, öncelikle kısıtlama talebinin dayandığı gerekçeler ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi sebeplerle açılan vesayet davalarında, iddiaların somut delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir. Kısıtlanması istenen kişinin günlük yaşamını sürdürebilme yeteneği, irade gücü ve sosyal ilişkileri savunmada önem arz eden hususlar arasında yer almaktadır.

    Cevap dilekçesinde, vesayet şartlarının oluşmadığı veya talebin ölçüsüz olduğu açıkça belirtilmelidir. Kişinin kendi işlerini görebilecek durumda olduğu, malvarlığını yönetebildiği ve hukuki işlem yapma ehliyetini ortadan kaldıracak bir durumun bulunmadığı somut olgularla ortaya konulmalıdır. Sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal çevreye ilişkin bilgiler dilekçede delil olarak sunulabilir.

    Vesayet davaları, kişilik haklarını ve temel özgürlükleri doğrudan etkileyen davalar olduğundan, mahkemenin vereceği karar büyük önem taşır. Bu nedenle cevap dilekçesinin açık, tutarlı ve hukuki dayanaklara uygun şekilde hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca, kısıtlamaya alternatif olarak daha hafif tedbirlerin uygulanabileceği hususu da savunmada ileri sürülebilir.

    Sonuç olarak, vesayet davası cevap dilekçesi, kişinin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Sürecin doğru ve etkili şekilde yürütülmesi adına, aile ve medeni hukuk alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.



    Vesayet Davası Cevap Dilekçesi Örneği

    … SULH HUKUK MAHKEMESİNE

    DOSYA NO : E.

    KISITLI ADAYI :

    VEKİLİ :

    DAVACI :
    VEKİLİ :

    KONU : Davaya cevap ve delillerimizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR :

    Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında davacı, müvekkilin yaşı ve yaşadıkları gereği akıl sağlığının yerinde olmadığını, şahsi işlerini dahi yerine getiremediğini, kandırılmaya oldukça elverişli olduğunu, bu sebeplerle mal varlığını erittiğini öne sürerek davacı olarak kendisinin, müvekkile vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Davacı tarafın müvekkile vasi olma isteği haksız, maddi çıkar sağlamaya yönelik olup, kötü niyetlidir kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

    Davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil, kendi hayatını tek başına devam ettirecek akıl sağlığına sahip olup, herhangi bir fiziki engeli bulunmayan, dolayısıyla korunmaya ve bakıma muhtaç olmayan birisidir. Davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve tamamen soyut iddialardan ibarettir. Zira,

    Mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan ../../2022 tarihli müzekkere ile “..kısıtlı adayı ile vasi adayı arasında menfaat çatışması olup olmadığı ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasında sakınca olup olmadığı hususlarının araştırılmasının” istenilmesi üzerine, … İlçe Jandarma Komutanlığınca araştırma yapılmış ve ../../2022 tarihli tutanak ile “.. kısıtlı adayı ve vasi adayı arasında menfaat çatışmasının olduğu ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasının sakıncalı olduğu, uygun olmadığı ..” tespit edilmiştir.

    Yine mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan../../2022 tarihli müzekkere ile “..davacı ile kısıtlı adayı olan babası arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vasi olarak atanmasının sakıncalı olacağının tespit edilmesinin gerekçesinin bildirilmesi, kimlerden bilgi alındığının belirtilmesi, menfaat çatışmasının ne olduğu, hangi olaydaki menfaatlerinin çatıştığının tespit edilmesi..” istenilmiş olup, … İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan araştırma neticesinde düzenlenen ../../.2022 tarihli tutanak ile “……. Ve … isimli şahıslardan alınan bilgilere göre, şahıslar arasında çatışmanın baba ve oğul arasında meydana gelen miras paylaşımındaki anlaşmazlık sebebinden kaynaklandığı, kısıtlı adayı davalının şahsına ait bir araziyi bir derneğe bağışlaması sebebi ile davacının iş bu davayı açmış olabileceği, davalının akıl sağlığının yerinde olduğu, fiziki olarak bir engelinin olmadığı …” tespit edilmiştir.

    Mahkemenizce yaptırılan bu araştırmalardan açıkça anlaşılacağı üzere, davacı ile vekil eden davalı arasında miras paylaşımındaki anlaşmazlık nedeni ile menfaat çatışması bulunmakta olup, davacı, vekil edenin yurt dışında bulunmasını fırsat bilerek, vekil edeni fiili ve hukuki olarak etkisiz hale getirip, vekil edene ait menkul ve gayrimenkuller üzerinde serbestçe tasarruf etme amacıyla eldeki davayı ikame etmiştir. Üstelik davacının müvekkili sadece maddiyat olarak gördüğü, müvekkilden sürekli para koparmaya çalıştığı tüm çevrelerince bilinmektedir.Davacı yanın amacı vasi olmaktan çok uzaktır.

    Sayın mahkemenizce Sıhhi Kurul Raporu aldırılması için her ne kadar Elmalı Devlet Hastanesine yazı yazılmış ise de, müvekkil için tanzim edilecek olan Sıhhi Kurul Raporunun, Antalya’da konu ile ilgili uzmanlık alanı olan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınmasını talep ediyoruz. Vekil eden önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecek olup, vekil eden geldiğinde Sayın mahkemenize müracaat edilecek olup, konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekküllü bir hastahaneye sevkinin yapılmasını talep ediyoruz. Zira, davacının kötü niyeti ve eldeki davayı açmakla amaçladığı menfaati göz önünde bulundurulduğunda, davacının halihazırda yaşamakta olduğu ilçe dışında, bağlı olduğu ilde yer alan bir hastaneden rapor aldırılması maddi gerçeğe ulaşmak bakımından daha uygun olacaktır.

    Sonuç olarak, müvekkilin akıl sağlığı son derece yerinde, korunması ve bakımı için herhangi bir yardıma muhtaç olmadan kendi işlerini görebilecek durumdadır. Müvekkil, yılının bir kısmını Almanya’da bir kısmını ise Türkiye ‘de geçirecek kadar sağlıklı ve hareket özgürlüğüne de sahiptir. Sağlık yönünden birtakım tedaviler görmesi onun akıl sağlığının zayi olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca vekil eden adına kayıtlı malvarlıkları dikkate alındığında, sadece iki arazisini bağışlamış olması kendisini veya ailesini yoksulluğa düşüreceği sonucuna da varılamaz. Bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun, soyut iddialar ile kötü niyetli olarak açtığı davanın reddi gerekmektedir.

    HUKUKİ NEDENLER : TMK, TBK, HMK ve sair ilgili her türlü mevzuat

    DELİLLER :

    Nüfus Kayıtları,
    Tapu Kayıtları,
    Banka kayıtları,
    Bilirkişi,
    Sağlık Kurulu Raporu,
    Tanık,
    Yemin ve sair her türlü yasal delil.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya dair talep ve diğer yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

    Düzenlenecek Sıhhi Kurul Raporunun konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekkülü bir hastaneden aldırılmasını,
    Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
    Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.
    Saygılarımızla…/../..

    Kısıtlı Adayı Vekili
    Av.